MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı-karşı davacı vekili avukat ... ile davacı-karşı davalı vekili avukat ...'in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının eski eşi olduğunu, davalının kendisine ait boş olarak imzalanmış bir senedi ele geçirdiğini ve boşandıktan sonra doldurarak aleyhine icra takibi başlattığını, bu senetten dolayı davalıya her hangi bir borcu olmadığını beyanla senedin iptali ile takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya borç verdiğini karşılığında da dava konusu senedin düzenlendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Birleşen davasında davalı, dava konusu senet kambiyo senedi vasfı taşımadığından açılan icra takibinin iptaline karar verildiğini, davacı-birleşen dosya davalısına borç olarak verdiği paradan şimdilik 25.000,00 TL'nin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı dairemizin bozma kararından sonra davasını 64.160,03 TL olarak ıslah etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, davacının dava konusu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen davanın da reddine karar verilmiş, verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.000,00 TL dava değeri üzerinden hesaplanan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, davalı aleyhine 25.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Her ne kadar davalı başlangıçta 25.000,00 TL üzerinden açtığı davasını Dairemizin verdiği 05.05.2014 tarihli bozma kararından sonra ıslah etmiş ise de bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından davalı tarafça yatırılan ıslah harcınında iadesi gerekmektedir. Mahkemece, bu husus göz ardı edilerek iadesi gereken harca ilişkin hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, 1. ve 2. bentte açıklanan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/2 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ; Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle birleşen 2012/141 esas sayılı dosya için kurulan hükmün 4. fıkrasında yer alan “ 25.000,00 TL” söz ve rakamlarının hükümden çıkartılarak yerine “3.000,00 TL” söz ve rakamlarının yazılmasına, 3. bentte açıklanan nedenlerle yine birleşen 2012/141 esas sayılı dosya için kurulan hükme 8. fıkra eklenerek bu fıkraya “ davacı tarafından yatırılan 668,75 TL ıslah harcının talep halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine” söz ve rakamlarının yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 1,50 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, 854,00 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.