MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar ile davalı ... avukatınca duruşmalı davalılar ... ve ... avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacılar vekili avukat....ile davalı ... ve diğerleri vekili avukat...., diğerleri davalı ... vekili avukat ...'in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar asıl davada, davalıların murisi avukat Muhsin Ergazi ile uzun yıllara dayanan vekalet ilişkileri olduğunu, hissedarı oldukları ... Kaş ilçesi, 44 ada 128 parsel, ...İlçesi 46 ada 43 parsel ve ...,..lçesi, 44 ada 127 parsel’de kayıtlı olan taşınmazların satışı hususunda avukat ...i arasında düzenlenen protokol gereği alıcı tarafından davalıların murisinin banka hesabına 300.000,00 EURO yatırıldığını; bu satışın gerçekleşmemesi üzerine aynı taşınmazın dava dışı ... isimli şahsa toplam 6.000.000,00 EURO bedelle satıldığını; satış bedelinin 5.500.000,00 EURO sunun peşin ödendiğini; bakiye 500.000,00 EURO için 27.02.2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığını ve gerekli vekaletnamelerin verildiğini, satış bedelinden paylarına isabet eden 2.733.000.00 EURO'nun, Muhsin Ergazi'nin banka hesabına yatırıldığını, satış bedeline istinaden kendilerine peyder pey ödemeler yapıldığını ancak bakiye 600.000,00 EURO'nun ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100.000,00 EURO'nun murise yapılan ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yabancı para borçlarına uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişler, birleşen davada ise davacı, aynı hukuki ilişkiden kayanaklanan nedenlerle davalılar murisi tarafından kendisine 733.333,00 Euro ödendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 100.000,00 Euro’nun yabancı para borçlarına uygulanacak yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, 10.04.2015 tarihli dilekçesi ile talebini 116.667,00 Euro’ya yükseltmiştir.
Davalılar, davacılar ile murisleri Av. .... arasında Avukatlık Ücret Sözleşmesi düzenlendiğini, alacak iddialarının zamanaşımına uğradığını, murisin takip ettiği dosyalardan dolayı davacılardan alması gerektiği vekalet ücretinin tespitinin gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, davalıların murisi ile aralarındaki vekalet ilişkisinden kaynaklanan taşınmaz satışından elde edilen ve murisin hesabına yatan paradan bakiye alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Dava; davalıların murisi vekilin özen ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayandırılarak açılmıştır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 506/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 508/1). Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler öncelikle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakılacak olursa; davacılar ile davalılar murisi arasında tarihsiz Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nin imzalandığı, 21.01.2011 tarihinde avukat ...nin ölümü ile vekalet ilişkisinin sonlandığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, muris ...’nin 01.02.2006 tarihli dava dışı .....Şti. ile davacıların pay sahibi olduğu taşınmazların satışına ilişkin niyet protokolü imzaladığı, bu protokol kapsamında kararlaştırılan 300.000,00 Euro’nun murisin banka hesabına şirket tarafından yatırıldığı anlaşılmaktadır. Muris avukatın bu parayı davacılar adına aldığı sabit olmakla, dava tarihine kadar avukatın uhdesinde bulunan bu paranın davacılara ödenmek suretiyle hesap verildiği hususu davalılarca usulüne uygun olarak ispat edilemediğine göre, murisin uhdesinde kalan paranın hesaplanmasında 300.000,00 Euro’nun da dikkate alınması gerekirken, bu paranın 3. bir kişiye ödendiğine ilişkin davacılar tarafından belge sunulmadığı gerekçesiyle hesaplamaya dahil edilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164/4 maddesinde, avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirleneceği hükmü öngörülmüştür. Avukatlık ücreti, işin niteliği, zorluk derecesi, işe harcanan zaman ve sarf edilen emek ve mesaiye göre Kanunda öngörülen oranlar dâhilinde takdir edilmelidir. Mahkemece, davalıların miras bırakanı avukat tarafından yapılan taşınmaz satış işlemi nedeniyle Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesine göre satış bedelinin %15’i oranında vekalet ücretine hak kazandığı kabul edilmiştir. Davacılar ile davalılar murisi arasında imzalanan avukatlık ücret sözleşmesinin hasılı davaya iştirak yasağı kapsamında olan ücrete ilişkin hükümleri geçersiz kabul edilerek, hizmetin verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Kanununu hükümleri dikkate alınarak sonuca ulaşılması yerinde görülmüş ise de, davalıların miras bırakanı avukatın verdiği hizmet nedeniyle takdir edilen %15 oranındaki vekalet ücretinin yeterli gerekçe ile desteklenmeden kabulü hatalı olup, somut olayda uygulanması gereken oranın %10 olması gerektiği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4-Davacılar tarafından sunulan 12.5.2008 ve 31.12.2009 tarihli serbest meslek makbuzları mahkemece hesap dışı bırakılmış ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporlarda, belirtilen makbuzlardaki miktarların alıcı tarafından bankadan yapılan ödemelerden mahsup edilen vekalet ücretine istinaden düzenlenemiş olduğunun belirtilmesine karşın, muris adına borç kaydedilemeyeceği ifade edilmiştir. O halde bu makbuzlarla ilgili yapılan araştırma yetersiz olup, mevcut bilirkişi raporlarına göre karar verilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda belirtilen serbest meslek makbuzları ile davalıların murisi...ye ait defterler de bilirkişi marifetiyle incelenerek muris avukata davacılar tarafından davaya konu satış nedeniyle ödenen vekalet ücretleri mahsup edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
5-Bozma şekil ve nedenine göre davacıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın asıl ve birleşen davacılar yararına BOZULMASINA, 5 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, aşağıda dökümü yazılı 14.985,38 TL kalan harcın temyiz eden davalılar ... ve ...'den ayrı ayrı alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.