MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalının, .... Noterliğinin 27.12.2004 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile murisi adına kayıtlı bulunan ... Köyü 168 parselde yer alan taşınmazdaki her türlü hak ve hissesinin tamamını müvekkilinin murisi ...’ya satmayı vaad ettiğini, müvekkilinin murisinin 25.02.2007 tarihinde vefat ettiğini, geriye kalan mirasçılar ile birlikte yapılan 03.06.2008 tarihli miras taksim sözleşmesine göre; davaya konu yerin müvekkiline kaldığını, davalının söz konusu yerde 33/1232 miras hissesine sahip bulunduğunu ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde ise ıslahen 12.179,74 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap dilekçesi ile cevap vermemiş, duruşmadaki beyanında davayı kabul etmediğini savunmuştur.
Mahkemece davacının tapu iptal ve tescil talebine yönelik davasının reddine, 4.382,13 TL satış vaadi bedelinin dava tarihi olan 07.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili eldeki dava ile; davalı ile müvekkilinin murisi ... arasında akdedilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca; davaya konu yerin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde ise ıslahen 12.179,74 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, taşınmazın davalı adına kayıtlı olmayıp murisi adına kayıtlı olması nedeni ile davacının tapu iptal tescil talebinin reddi gerektiği, davalının davaya konu taşınmazda 107.30 m2 hissesinin bulunduğu, bu hissenin dava tarihi itibariyle değerinin 4.382,13 TL olduğu, davacı başka mahkeme dosyaları için hazırlanmış bilirkişi raporlarını gerekçe göstererek bilirkişi raporuna itiraz etse de; örnek olarak gösterilen raporlardaki değerlendirmelerin, kapalı sera üretimi ve zeytin esas alınarak kapitalizasyon faizinin de %3 olarak alınmak suretiyle hesaplandığı, oysa taşınmazın boş tarla olduğu gerekçesi ile 4.382,13 TL satış vaadi bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde; ifa imkansız hale gelirse, davacı taşınmazın rayiç değerini isteyebilir. Hükme esas alınan 23.05.2013 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; taşınmaz tarım arazisi olarak değerlendirilip, gelir metodu yöntemine göre hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Oysa ki söz konusu taşınmaz hisselerinin serbest piyasa fiyatlarına göre rayiç değerlerinin belirlenmesi gerekirken, gelir metodu yöntemine göre hesaplama yapılması isabetsizdir. Hal böyle olunca, dayanak bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi mahkemece davacının itirazları da değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiştir. O halde mahkemece; davacının dosyaya emsal olarak sunduğu bilirkişi raporları da göz önüne alınarak, satış vaadine konu olan taşınmaz hisselerinin, serbest piyasa fiyatlarına göre gerçek rayiç değerlerinin, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan açıklayıcı ve denetime elverişli ve davacı itirazlarını karşılayacak şekilde rapor alınmak suretiyle tespiti yapılarak karar verilmesi gerekirken, açıklanan bu husus göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 01/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.