MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Asil ... ve vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının vekili sıfatı ile pek çok dava ve icra dosyalarını takip ettiğini, hukuki yardımlarda bulunduğunu, ancak vekalet ücretlerinin ödenmediğini, bazı dosyalarda davalının kendisinin onayını almadan bir başka avukatı vekil tayin ettiğini, dava dışı avukatın bu dosyalara vekalet sunması, bir kısmından feragat etmesi nedeni ile ücret alacaklarından mahrum kaldığını ileri sürerek, takip ettiği dosyalardan dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ödenmeyen vekalet ücreti alacağı olan 10.000 TL'nin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile davasını 66403,13 TL ye yükseltmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, ödenmeyen ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, yeni vekilin tayini ile devre dışı bırakıldığını ve hak ettiği vekalet ücretlerini alamadığını ileri sürmüş, davalı davacının bu durumu zımnen kabul ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının bu duruma açık muvafakati bulunmamakla ücretin tamamının hakedildiği kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, Davacı avukat, yeni vekilin tayini sonrası muvafakat vermediğine dair bir girişimde bulunmadığı gibi istifa da etmemiştir. Avukatlık Kanununun 172.maddesi uyarınca davacı avukatın artık bu duruma zımnen muvafakat ettiğinin kabulü gerekir.
Bu durumda davacının hak etiği ücret alacağı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Davacının istifa etmediği gibi azledilmediği de çekişmesiz olduğundan, davacının talep ettiği ancak halen devam eden dosyalar açısından alacak muaccel olmadığından ücret alacağına hükmedilemez. Muaccel alacaklar yönünden ise, davacının, ikinci vekilin vekalet sunmasından önce biten dosyalar açısından akdi ve karşı yan vekalet ücretinin tamamına hak kazandığı açıktır. İkinci vekilin vekalet sunup bu aşamadan sonra biten davalarda ise davacı, akdi vekalet ücretinin tamamını karşı yan vekalet ücretinin ise yarısını talep edebilir. Bu ilkeler ışığındaBilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.134,00 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.