MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin uyarlanması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 22.11.1996 tarihli noterden düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi ile davalının kaba inşaat halindeki daireyi satmayı taahhüt ettiğini, davalıya 675,00 TL ödeme yaptığını, sözleşmede 01.04.1997 tarihinde tapuda ferağ verilmesinin kararlaştırılmasına rağmen yerine getirilmediğini, satış sözleşmesinin ifasınında imkansız hale geldiğini ileri sürerek gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin iptali ile davalıya ödenen 675,00 TL.'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihi itibariyle günümüz şartlarına uyarlanarak tespiti ve davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, edimlerin yerine getirilmesinin imar yasası gereği mümkün olmadığından arsa malikleri ile yapılan sözleşmenin feshedildiğini, bedelin iadesi talebinin zamanaşımına uğradını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı, davasında noterden düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin ifa imkansızlığı nedeniyle iptali ile ödediği bedelin iadesini istemiş, davalı ise süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Mahkemece Türk Borçlar Kanununun 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle geçmiş olduğu ve zamaşımını kesen herhangi bir hukuki sebebin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 22.11.1996 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanmaktadır. Sözleşmeye dayanan davalarda zamanaşımı süresi BK 125. (TBK 146) maddesi gereğince 10 yıldır. Bu sürenin işlemeye başlayacağı tarih sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiği tarihtir. Alıcının/tüketicinin ferağ ümidinin bittiği tarihten itibaren bedelin geri alınması için dava açma hakkı başlar. Bu hukuki esaslar YİBKnın 7.6.1939-31/47 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Mahkemece, zamanaşımının başlangıç tarihinin saptanması için taraflara bu konuda delilleri sorulup toplandıktan sonra zamanaşımının başlangıç tarihi belirlenmelidir. Somut olayda zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususunda yeterli inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 20/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.