MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 1983 yılında evlendiklerini, .... 2. Aile Mahkemesinin 2006/317 Esas 20074/55 Karar sayılı kararı ile boşandıklarını, evlilik birliği devam etmekte iken 13.01.1992 tarihinde Almanya’da 155.000 Alman Markı bedelli bir gayrimenkul satın aldıklarını, taşınmazı, bedelinin 1/2 şer oranda ödeneceğini kararlaştırılarak tapuda da 1/2 oranında pay sahibi olacak şekilde satın aldıklarını, gayrimenkulün satış bedelinin 45.000,00 Alman markı kısmını Almanya’da yaşayan annesinden borç almak suretiyle, bakiye 110.000,00 Alman markını ise kredi çekerek ödediğini, müştereken ödemeleri gereken banka taksitlerini davalının ödemediğini, söz konusu ödemelerin bir kısmının kendisi tarafından direkt olarak bankaya ödendiğini, bir kısmının ise maaş ve işsizlik ödeneği almakta olduğu banka hesabından yapılan kesintilerle ödendiğini, gayrimenkulün 1/2 payının halen davalı adına tapuda kayıtlı olup söz konusu hisse için herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 EURO alacağın fiili ödeme tarihinde geçerli ... efektif satış kurunun esas alınması suretiyle dava tarihinden itibaren işleyecek 1 yıllık EURO mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, ıslah dilkçesiyle talebini 27.008,06 Euro’ya çıkartmıştır.
Davalı, ödemelerin ortak hesaptan yapıldığını, yapılan ödemenin bağış niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, tarafların evililik birliği sırasında satın aldıkları taşınmazın ödemelerinin tazmini istemine ilişkindir. Dosyada bulunan belgelerden, tarafların 27.12.1983 yılında evlendikleri, 30.04.2007 tarihinde boşandıkları ve davaya konu taşınmazı 13.01.1992 tarihinde satın aldıkları anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayın bu haliyle alacak davası olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Taşınmazın taraflar adına ½ oranında tescil edilmesinin bağış niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki davacının boşanma durumu gerçekleştikten sonra bu şekilde talep de bulunması Medeni Kanun’un 2. maddesine de aykırıdır. O halde mahkemece açıklanan bu hususlar gözetilerek davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.