MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı ..., düşme sonucunda sol bileğinde meydana gelen kırık nedeniyle davalı fizik tedavi merkezinde fizik tedavi gördüğünü, tedavi işleminin diğer davalı ... Akarsu tarafından gerçekleştirildiğini, 29. seansta davalı ... Akaru’nun aşırı zorlama ve yanlış uygulama sonucu kolunun başka bir yerinden kırılmasına neden olduğunu, bu nedenle uzun bir tedavi süreci geçirdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 3.000,00 TL maddi ve 25.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor gereğince davalıların sorumluluğu saptanamadığı gerekçe gösterilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ... Akarsu tarafından uygulanan fizik tedavi sırasında kolunun başka bir yerinden kırılması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle davacının tedavisini üstlenen fizik tedavi merkezi ve fizyoterapistin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Mahkemece her nekadar Adli Tıp Kurumundan alınan rapor gereğince davalının kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de davalı fizyoterapistin taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma eyleminden dolayı İzmir 15. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2009/873 Esas 2011/1590 Karar sayılı dosyasında 29.12.2011 tarihinde mahkum olmuş ve bu karar kesinleşmiştir. Anılan ceza ilamı hukuk hakimini bağlar.(eski BK madde 53, Yeni BK m. 74) O halde başka bir kanıta gerek olmaksızın davalının kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu husus dikkate alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy