MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı site yönetimine 2009'dan beri güvenlik, bakım ve temizlik hizmeti verdiğini, Nisan dönemine ilişkin hizmet bedelinin eksik ödendiğini, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattığını ileri sürerek takibe vaki haksız itirazın kaldırılarak takibin devamını ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile takibin 52.390 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek aylık % 5 faizi ile birlikte devamına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkindir. Davacı Nisan dönemine ilişkin hizmet bedelinin eksik ödendiğini iddia ederek eldeki davayı açmış, davalı taraf ise 2009 tarihli hizmet sözleşmesinin davacı ile dava dışı şirket arasında imzalandığını, site yönetiminin bu sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşmenin eki niteliğinde olan 2010 tarihli ek protokül ise her ne kadar o tarihte yönetici olan kişilerle imzalansada kat malikler kurulunun site yönetimine borçlandırıcı sözleşme yapma yetkisi vermediğini, dolayısyla kat malikler kurulunun izni olmadan imzalanan protokolün geçersiz olduğunu, kaldı ki hizmetlerin fahiş fiyatla verildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Somut olayda davacı 2009 tarihli sözleşme ve onun eki niteliğinde olan 2010 tarihli protokole dayanmakta olup, davalı yönetim yenilenince bu sözleşmeyi fesh etmediği gibi güvenlikle ilgili ödemede yapmıştır. Sözleşmenin fesh edildiğine dair dosyaya herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. Dolayısıyla taraflar sözleşme ile bağlı olup edimlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Davalı davacının ediminmi yerine getirmediğine dair bir savunmada bulunmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenineki niteliğinde olan ek protokolün yeni hüküm başlıklı bölümünde "Kurul şirkete belirtilen hizmetler ve şirket tarafından tahsis edilen personel karşılığında her ay 48.000 TL+ KDV hizmet bedeli ödeyecektir....Hizmet bedeli ilave her yıl için yıllık asgari ücret artış oranından az olmamak kaydıyla bir önceki yılın TÜFE+5 oranında artırılır.vd..." hükmü bulunmaktadır. Her ne kadar 30.04.2012 tarihli fatura bedelinin sözleşmeye uygun olup olmadığı konusunda bilirkişiden rapor alınarak karar verilmiş ise de; bilirkişinin vermiş olduğu rapor cari hesaba ilişkin olup, bu hali ile denetlenmeye uygun değildir. Hal böyle olunca mahkemece, Nisan ayına ilişkin hizmet bedelin sözleşmeye uygun olup olmadığı taraf, mahkeme ve yargıtay denetimine uygun açıklayıcı ve denetlemeye elverişli bir rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy