MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan tüketici ve konut kredisi kullandığını, davalı banka tarafından komisyon ve dosya masrafı altında haksız kesintiler yapıldığını, kesinti miktarı olan 2.950,00 TL’nin iadesi için Maltepe Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığına yaptığı başvurunun reddedildiğini ve kararın haksız olduğunu ileri sürerek tüketici hakem heyeti kararının iptalini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 70. maddesi gereğince Tüketici Hakem Heyeti tarafından verilen kararın iptali isteğine ilişkindir. Anılan Yasa’nın 70/5. maddesinde “tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği kararın kesin olduğu” belirtilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece, 6502 sayılı Kanun’un 70/3. Maddesi uyarınca hakem heyeti kararının tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük süre içerisinde itiraz edilmediği gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiş ise de tüketici hakem heyeti kararının davacıya tebliğine dair dosyada tebliğ mazbatası bulunmamaktadır. Aksine 05.05.2014 tarihli tüketici hakem heyeti kararının davacıya THH görevlisi tarafından elden 10.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve davacı tarafından mahkemeye itirazın da 21.11.2014 tarihinde süresinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
...nce 15.10.2015 tarihli ve 1347/13696 sayılı karar ile “aynı mahiyette pek çok kez kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 26.11.2014 tarihli 2014/41080 esas 2014/37439 karar sayılı kararının Resmi Gazete’nin 05.02.2015 tarihli ve 29258 mükerrer sayılı nüshasında yayımlandığı ve beklenen amacın hâsıl olduğu” gerekçesiyle anılan karar hakkında kanun yararına temyiz yoluna müracaat edilmediği belirtilmiş ise de kararın kesin olduğunun karar yerinde belirtilmesi sonucu değiştirmeyeceğinden muarazanın giderilmesi niteliğinde bulunan mahkemece verilen hükmün temyiz yolunun açık olduğunun ve davacı vekilince kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde verilen kanun yararına bozma dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulü gerekir.
2-6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68/1. maddesine göre; değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz. Buna göre, Büyükşehir statüsünde bulunan illerde il tüketici hakem heyetleri 2.000 TL’nin altındaki ve 3.000 TL’nin üstündeki uyuşmazlıklara bakmayacaktır. Buralarda ikamet eden tüketicilerin, 2.000 TL’nin altındaki uyuşmazlıklarda ilçe THH’lere, 3.000 TL’nin üzerindeki uyuşmazlıklarda ise tüketici mahkemelerine gitmesi gerekecektir.
Somut olayda davacı kredinin kullanılması sırasında kendisinden tahsil edilen 2.950,00 TL masrafa ilişkin 6502 sayılı kanun yürürlüğe girmeden önce TSHH'ne müracaatta bulunmuş, THH ise görev sınırında olmayan 2950 TL için davacının talebini reddetmiştir. Tüketici hakem heyetine başvuru tarihi itibarıyla bu miktar, hakem heyeti sınırının üzerinde olmasına rağmen karar verilmiş ve davacı bu karara itiraz etmiştir. THH kararı bu haliyle delil niteliğindedir.
Her ne kadar mahkemece, davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dava tarihi itibarıyla 2.950,00 TL kredi masrafına bakma görevinin il tüketici hakem heyetine ait olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, dava değerinin 6502 sayılı yasanın 68. maddesi gereğince Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuruda bulunmasını zorunlu kılan miktarda olduğu ve bu miktar için mahkemeye dava açılmasının yasa gereği mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz dilekçesinin kabulüne, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy