MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan 2014 yılında kullandığı konut kredisi için davalı banka tarafından komisyon, dosya masrafı ve yapılandırma adı altında haksız kesintiler yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.273,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talebini 3.700,00 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı yapılan kesintinin sözleşmeye ve yasal mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile davalı banka ile imzaladığı 2014 yılında imzaladığı konut kredisi sözleşmesi nedeniyle kendisinden farklı isimler altında tahsil edilen bedellerin iadesini istemiştir. 6100 sayılı HMK.’nın “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1. maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Taraflarca ibraz edilen sözleşme ve eklerine göre, davacı davalı bankadan 26.11.2012 tarihli 90.000,00 TL bedelli ve 04.02.2014 tarihli 123.000,00 TL bedelli iki ayrı konut kredisi kullanmıştır.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın davacının 12.12.2014 tarihli celsede ıslah ettiği miktar üzerinden kabul kararı verilmiştir. Davacının dilekçesindeki talebi, 2014 yılında çektiği kredi masrafına ilişkindir. Bu krediye ilişkin 650,00 TL ekspertiz ücreti, 1.500,00 TL komisyon, 1.660,00 TL erken kapama ücreti kesintisi yapılmıştır.
2012 tarihli konut kredisinden ise 1.750,00 TL erken kapama, 500,00 TL istihbarat, 200,00 TL ipotek tesis, 600,00 TL ekspertiz ve 765,39 TL mahiyeti tam olarak belli olmayan bir miktarın kesinti yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının talebine mukabil mahkemenin gerekçeli kararında hangi kredi sebebiyle (belgelere göre 2012 yılında çekilen krediye ilişkin masraflar olduğu anlaşılmaktadır) ne tür masraf alındığı konusunda bir açıklık bulunmadığı gibi hangi krediden kaynaklı masrafların iadesine karar verildiği denetime olanak verecek biçimde açıklanmamıştır.
Öte yandan, aynı mahkemeye ait tarafları aynı 2014/591 ve 2014/596 esas sayılı dosyaların 2014/591 esas üzerinden birleştirildiği ve bu evrakın dosya içinde olduğu görülmekte ise de dosya ile ilgisi anlaşılamamaktadır.
Mahkemece sözü edilen yasa maddesi uyarınca, mahkemenin talepten başka bir şeye karar vermesi de mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, davacının talebi nazara alınarak 2014 yılında kullandığı kredi nedeniyle alınan masrafların miktarı ile zorunlu, makul ve belgeli olup olmadığı hususunda gerektiğinde uzman bilirkişi marifetiyle açıklamalı, taraf, hâkim ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve değerlendirme sonucu talepten farklı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 252,74 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy