MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından, davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının uzun süreden beri avukatlığını yaptığını, ancak yaptığı araştırmada davalarını takip etmeyerek sonuçlandırmadığının ortaya çıktığını, Ağır Ceza mahkemesi'nde davalı hakkında görevi kötüye kullanmaktan ceza verildiğini, takip etmediği dosyalar nedeni ile zarara uğradığını ileri sürerek, 15.000 TL. maddi ve 5.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 414,75 TL maddi ve 2.500 TL. Manevi tazminatın dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı avukat hakkında vekalet görevinin gereği gibi yerine getirmeyerek, davacı adına takip ettiği dava ve takip dosyalarını sonuçsuz bıraktığı bu şekilde vekalet görevini kötüye kullandığı gerekçesi ile .. Ceza Mahkemesi'nin 2005/83 esas sayılı dosyası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 49.maddesinde; “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.
Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.
Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 4721 sayılı TMK’nun 24.maddesinde; hukuka aykırı olarak kişilik haklarına saldırı karşısında, saldırılan kimseye hukuki koruma sağlanacağı, kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırının hukuka aykırı olduğu belirtilmiş; aynı Kanunun 25.maddesinde de, hukuka aykırı bir şekilde kişilik haklarına saldırı karşısında hangi hukuki çarelere başvurulabileceğine işaret edilmiş; mülga 818 sayılı BK'nun 49. maddesinde ise, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişinin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebileceği hükme bağlanmıştır.
Kanunda kişilik hakkının tanımı yapılmadığı gibi, nelerin kişilik haklarına dahil olduğunu da belirtmemiştir.
Kişilik hakları, hukuki bir işlemle ya da haksız bir fiil ile saldırıya uğrayabileceği gibi, sözleşmenin ihlali (borca aykırılık) dolayısıyla da ihlal edilebilir. Öyle ki, aynı Kanunun 98. maddesi delaletiyle sözleşmeye aykırılık halinde de 49. maddenin uygulanacağı duraksamasızdır. Kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere saldırı halinde manevi bir zarar yani kişilik hak ve değerlerinde irade dışında gerçekleşen bir eksilmenin oluştuğunun kabulü gerekir. Nitekim, ...ve karşılaştırmalı hukuk öğretisinde de, sözleşmenin ihlalinin (borca aykırılığın), kişilik haklarına saldırı oluşturması halinde, manevi tazminatı gerektireceği kabul edilmiştir. Ancak manevi tazminat isteminde bulunmak için, bir manevi zararın doğması şarttır. Bunun için, kişilik haklarına saldırı sonucunda kişinin ruhsal çöküntüye uğraması, elem ve üzüntü duyması gibi durumlarla karşılaşması gerekir. Ayrıca, uğranılan manevi zararın usulünce ispatlanması da gerekir.
Sonuç itibariyle; yalnızca sözleşmenin ihlali, manevi tazminat için yeterli olmayıp, kişilik haklarının hukuka aykırı bir biçimde saldırıya uğraması sonucu manevi bir zarar doğmalı ve bu durum da usulünce ispatlanmalıdır.
Yukarıda yapılan hukuki saptama ve açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davalı avukatın dava ve takip dosyalarını takipsiz bırakarak vekalet görevini gereği gibi yerine getirmemesi eylemi nedeni ile davacının kişilik haklarının manevi zarar gördüğü kanıtlanamadığı gibi, bu eylemin yalnız başına manevi tazminatı gerektirmeyeceği kabul edilmelidir. Açıklanan nedenlerle davacının manevi tazminat isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan 1. bent gereğince davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 4,00 TL. harcın davacıdan alınmasına, peşin alınan 25,20 TL harcın davalıya iadesine, 26/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy