MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR
Davacı, davalının kendisini vekil olarak tayin etmesi üzerine 13.07.2011 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde maddi ve manevi tazmimat davası açıldığını, hiçbir sebep yok iken 15/09/2011 tarihinde davalının kendisini haksız olarak azlettiğini, vekalet ücretinin tahsili için icra takibi başlattığını, takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddine dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; itirazının iptaline ve takibin 5.559,14 asıl alacak ve 116,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.676,02 TL alacak için aynı koşullarda devamına, asıl alacağın %40 oranında 2.223,00 TL inkar tazminatını davalı borçludan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurların bilinmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi yapılmamış olup vekalet ücreti yasa gereği mahkemece takdir edildiği için likit bir alacak yoktur. Borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunmaması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olmadığının kabulü gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin kabulü usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK 438/7.maddesi gereğince mahkeme kararının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının hüküm bölümünün bir numaralı bendindeki " asıl alacağın %40 oranında 2.223,00 TL inkar tazminatının davalı borçludan tahsiline"
söz ve rakamlarının karardan çıkarılarak yerine “davacının icra inkar tazminat isteminin yasal şartları oluşmadığından reddine” sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 23.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.