MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketten 30 nolu daireyi satın aldığını, sözleşme uyarınca tüm borcunu ödeyerek edimini yerine getirdiğini, bu ödemenin dışında davalı şirketin proje tadilatı adı altında 8.000,00 TL daha tahsil ettiğini, teslim edilen dairelerde proje ve sözleşmeye aykırı malzeme kullanıldığını, eksik ve ayıplı işlerin dairenin kalitesini ve bedelini düşürdüğünü, sözleşmenin 3. maddesinde inşaata başlama ve bitiş tarihi olarak "...Nilüfer Belediyesi'nin onay tarihi olup, onay tarihinden itibaren 19 aydır." şeklinde hüküm bulunduğunu, ayrıca sözleşmede geç teslim halinde her ay için rayiç kira bedelinin kayıt altına alındığını, dava tarihine kadar geçen süredeki emsal kira bedelinin 14 ay olarak 11.200,00 TL olduğunu, eksik işler, malzeme bedeli ve binadaki değer kaybı için şimdilik 10.000,00 TL geç teslimden dolayı 11.200,00 TL, proje tadilatı adı altında sözleşme dışı alınan 8.000,00 TL olmak üzere toplam 29.200,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacı taraftan satın alınan dairedeki eksik ve ayıplı işler ile kira tazminatı ödetilmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, yapılan bilirkişi incelemesi sonrasında davacının daireyi mevcut hali ile teslim aldığına göre dairedeki ayıplardan veya eksikliklerden dolayı sonradan talepte bulunamayacağını ve verdiği ibraname ile de haklarının tamamından vazgeçtiğini, aksi kabul edilse dahi, 4077 sayılı yasanın 4/2. maddesi gereğince davacı tüketicinin dairede mevcut olduğunu ileri sürdüğü eksik işleri ve ayıpları otuz gün içerisinde satıcıya bildirmesi ve seçimlik haklarını talep etmesi gerektiği, oysa davacı tarafından bu yönde bir delil mahkemeye sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4077 sayılı Kanunun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 198.maddesi uygulanacaktır. Borçlar Kanunu'nun 198. maddesine göre alıcı, teslim aldığı malı örf ve âdete göre, imkân hâsıl olur olmaz muayene etmek ve satıcının tekeffülü altında olan bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp mevcut olup da, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa,bu durumu da derhal satıcıya ihbar etmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. BK’nun 198. maddesinde öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.Eksik işler yönünde ihbar edilmeden dava açılabileceği, diğer bir deyişle ihbara gerek olmadığı gerek dairemizce gerekse Yargıtayca istikrarlı bir şekilde uyarlandığı gözetilmelidir.
Davacının gerek açık ve gerekse gizli ayıp yönünden süresi içerisinde ihbarda bulunup bulunmadıkları, 4077 sayılı yasanın 4. maddesi hükmü ve BK. 198 maddesi hükmü de gözetilmek suretiyle incelenmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ileri sürülen ayıpların mahiyeti yönünde yeterli değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş talebe konu mahallerdeki ayıplı ve eksik işlerden hangilerinin açık ayıp, hangilerinin gizli ayıp ve eksik işler olduğu ayrı ayrı tespit edilerek açık ayıplar yönünden teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde, gizli ayıplar yönünden ise derhal ihbar yükümlülüğünü yerine getirip getirilmediği saptanmalı, hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir iken mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Yukarıda izah edildiği şekilde taşınmazdaki ayıpların mahiyeti ve duruma göre ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı irdelendikten sonra, süresinde ihbar edildiği tespit olunan ayıplar ve eksik imalatlar yönünden nispi metot uygulanmak suretiyle, satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, satış tarihi itibariyle dairenin ayıpsız rayiç değeri ile, ayıplı rayiç değeri ayrı ayrı belirlenmeli, belirlenecek bu miktarlar birbirine oranlanmalı, tespit edilecek bu oran da satış bedeline uygulanarak, satış bedelinden indirilmesi gereken miktar bu şekilde belirlenmeli, davacı talebi ile tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy