MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkili şirketin dava konusu ... adresini havi, dükkan nitelikli taşınmazın satılması veya kiralanmasına yönelik yetkili olduğunu, bahse konu taşınmaz için davalı ile 10.03.2013 tarihli gayrimenkul gösterme hizmet bedeli sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda gösterilen taşınmazın, davalı tarafından sözleşme süresi içerisinde satın alındığını, bununla birlikte 6.726,00 TL hizmet bedelinin ödenmediğini, bahse konu alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine, asıl alacak miktarı olan 6.726,00 TL üzerinden %20 oranında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, emlak komisyon sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlattığı takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin olarak eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacının taşınmaz malikinin temsilcisi olmadığını, hiçbir hizmet vermediğini, başka bir emlakçıdan hizmet alarak, o emlakçıya komisyon bedelini ödediğini, davacının sadece yer gösterme yaptığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece salt yer göstermenin ücrete müncer olacağına ilişkin hüküm bulunmadığı, davacının tarafları bir araya getirmediği, 10.03.2013 tarihli gayrimenkul görme ve hizmet bedeli sözleşmesinde sadece gayrimenkulu gören ve simsarın imzalarının bulunduğu, simsarlık sözleşmesinin unsurları gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; taraflar arasında imzalanan sözleşme gayrimenkul tellallık sözleşmesi olup bu sözleşmenin taşınmaz sahibi veya alıcı ile yapılması mümkündür. Gayrimenkul tellallık sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı yapılması yeterlidir. Davacı ile davalı arasında 10.03.2013 tarihli Gayrimenkul Görme ve Hizmet Bedeli Sözleşmesi başlıklı belge tellallık sözleşmesi niteliğinde olup bu belge içeriğine göre; satın alınacak taşınmazın davalıya gösterildiği, sözleşme tarihinden sonra 04.04.2013 tarihinde davalının taşınmazı satın aldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davada dayanılan sözleşme tarafları bağlar. Davalı, davacı ile imzaladığı sözleşmeyi ortadan kaldırmadan ve onun gösterdiği taşınmazı satın almakla, sözleşme gereği davacıya ödemeyi taahhüt ettiği komisyon ücretini ödemekle yükümlüdür. Her ne kadar davalı; 10.07.2014 tarihli duruşmada; davacı tarafın 7 nolu bağımsız bölümü dava konusu etmesine rağmen satın alınan taşınmazın 1 nolu bağımsız bölüm olduğuna dair beyanda bulunmuş ise de; taraflar arasında akdedilen 10.03.2013 tarihli sözleşmede; dükkan niteliğini havi olan olan taşınmazın adresinin “...” olarak belirtildiği, yine davalı tarafından dosyaya 30.12.2013 havale tarihli dilekçe ile ibraz edilen ve davalı ile dava dışı ... arasında akdedildiği anlaşılan 26.03.2013 tarihli Gayrimenkul Satış Akdi başlıklı belgede de taşınmaza ait adresin “...” olarak açıklandığı, bu durumda davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede belirtilen taşınmaz ile davalı tarafından satın alınan taşınmazın aynı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, gösterilen taşınmazı tapuda satın aldığına göre akdin icrasına davacının tavassut etmediği söylenemez. Hal böyle olunca sözleşme içeriğinin değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 08/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy