MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dışı .... ile arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi ile müvekkili idareye ait yemek hizmet işlerinin ihale yoluyla üstlenildiğini, dava dışı şirketin, 30.11.2008 tarihli sözleşme devri ile; ihale yolu ile üstlenmiş olduğu yemek hizmet işlerini tüm hak ve vecibeleri ile birlikte davalı şirkete devrettiğini, iş akdinin feshedilmesi üzerine dava dışı işçi ... tarafından müvekkili idare aleyhine açılan davada, dava konusu işçilik alacaklarının tahsiline karar verildiğini, başlatılan takip üzerine 4.524,15 TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, söz konusu miktardan davalı şirketin sorumlu olduğunu ileri sürerek 4.524,15 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 3.574,88 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.06.2014 Tarih 2014/17187 Esas 2014/20130 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 616,77 TL’nin 26.11.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcut olup dava, asıl işveren davacı idarenin, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin, iş akdinin feshedilmesi nedeniyle açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu rücuen tazminat istemi, dava dışı işçinin iş akdinin feshedilmesi nedeniyle İş Kanunu’ndan kaynaklanan tazminat haklarına ilişkin olup, işçiye karşı olan bu yükümlülük nedeniyle asıl ve alt işverenler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6.maddesi gereğince müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Burada Kanun’dan doğan bir teselsül hali söz konusudur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı idare ile dava dışı .... arasında 31.12.2007 tarihli “Mal Alım İhalelerine Ait Tip Sözleşme”sinin akdedildiği, davalı şirketin de 30.10.2008 tarihli sözleşme devri ile bahse konu sözleşmeyi tüm hak ve vecibeleri ile birlikte devraldığı, anılan sözleşmenin 27. maddesinde “Yüklenici, ilgili bütün ihbarların verilmesi ve bütün ödemelerin yapılması da dahil olmak üzere; a)işin yürütülmesine ve tamamlanmasına ve malda/işte olabilecek kusurların düzeltilmesine ilişkin olarak bütün kanun, yönetmelik, tüzükler, kararname, genelge, tebliğ ve diğer ilgili mevzuata, b) kamu kurum ve kuruluşlarının alacağı kararlar ile Mahkeme kararlarına uyacak ve idareyi bu hükümlerin ihlali nedeni ile maruz kalabileceği bütün cezalardan ve sorumluluklardan dolayı tazmin edecektir” hükmünün bulunduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere taraflar arasındaki sözleşmede, üst işveren olarak idareye yöneltilebilecek her türlü talep nedeniyle, dolayısıyla dava konusu işçilik alacakları nedeniyle de açıkça yüklenicinin sorumlu olacağı belirtilmiş olup, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümleri kendilerini bağlayacaktır.
Hemen belirtmek gerekir ki, somut olayda davacı idareden tahsil edilen işçilik alacakları içerisinde ihbar tazminatı da bulunmaktadır. Feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. O halde mahkemece, son işveren olan davalının, ihbar tazminatının tamamından sorumlu olduğu ve bu sorumluluğun da, sözleşmenin 27. maddesi gereğince tam bir sorumluluk olduğu kabul edilerek, ihbar tazminatı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle, davalının ihbar tazminatından sorumlu olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ : (1) no’lu bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı idare yararına BOZULMASINA, 22/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy