MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan 28.05.2008 tarihinde 72.450 CHF ve 11.09.2008 tarihinde 91.000 CHF lik iki adet konut kredisi kullandığını, geri ödemelerin Türk Lirası sabit ödemeli başladığını, 2008 yılında meydana gelen ekonomik kriz sebebiyle CHF kurunda şok artışlar yaşandığnı ve edimler arası kendi kusuru dışında orantısızlık olduğunu ileri sürerek icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı fazla miktarın tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının fazla ödemesinin olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, icra tehdidi altında yapılan fazla ödemenin tespiti ve tahsili isteğine ilişkindir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalarda davalı bankanın, davacının bakiye borcunu hesaplarken hata yaptığı, davalının borcunun 166.921,00 TL olduğu halde davacının 13.01.2011 tarihinde davalı bankaya 180.000,00 TL yatırdığını, böylelikle 13.079,00 TL fazla ödemesinin bulunduğunu, bu bedelden davalı bankanın ihtarnamede talep ettiği 80,43 TL sigorta bedeli düşüldüğünde sonuç fazla ödemenin 12.998,57 TL olduğu tespiti vardır. Davalı bankanın davacıya göndermiş olduğu ihtarname sonucu davacının borcunu ödemediği ve davalı banka tarafından alacağın tahsili amacıyla İstanbul 10.İcra Müdürlüğü 2010/5369 e.s.lı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve 16.12.2010 tarihli ödeme emri düzenlendiği görülmektedir. Dolayısıyla, davalı bankanın takibe koymuş olduğu asıl alacak borcu üzerinden hesaplanan icra masrafları, vekâlet ücreti ve faiz de borca eklenmek suretiyle borcun hesaplanması mümkün olabilecektir. Bilirkişi tarafından bu kalemler hesaba dahil edilmeden düzenlenen rapor hüküm kurmaya yeterli değildir. O halde mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 222,00 TL peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 05/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy