MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı banka, davalıların tüketici kredisi asıl borçlusu ve kefili olduğu, borcun ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı banka ile davalı ... arasında imzalanan Tüketici Kredisine diğer davalı ...’nın kefil sıfatıyla imza attığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece, davalı kefilinde sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Ne var ki, 4077 sayılı yasanın 4822 sayılı yasayla değişik 10/c maddesine göre davacı banka, asıl borçluya gitmeden kefile başvuramaz, bir diğer deyişle tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde kredi veren asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun yerine getirilmesini isteyemez. Davacı, asıl borçlu ve kefil olan davalı aleyhine birlikte dava açmıştır. Anılan kanun maddesi gereğince, davacı bankanın davalı kefilden henüz alacağını talep etme hakkı yasal olarak doğmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle; mahkemece davalı kefil Hüseyin yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Diğer davalı asıl borçlu ... yönünden ise; gerek icra dosyasındaki itiraz dilekçesi gerekse yargılama aşamasındaki beyanları dikkate alındığında davalının, davacı banka tarafından talep edilen faize itirazının olduğu görülmektedir. HMK. Madde 266' da “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” düzenlemesi yer almaktadır. Dava konusu olayda, ihtilaflı olan faiz konusu teknik bilgi gerektirmektedir. Öyleyse mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de dikkate alınarak, konusunda uzman bilirkişiden taraf ve yargı denetimine açık rapor aldırılarak yasal düzenlemeler ışığında sonuca uygun hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 09.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy