MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vekili avukat . .. ile davalı vekili avukat . . . gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar .’un mirasçıları olduklarını, murislerinin davalı ile aralarında yaptıkları anlaşma ile ortak hisseli dükkanlardan büyük olandaki hissesini davalıya devrettiğini, davalının da küçük dükkandaki hissesini murislerine devrettiğini, aradaki 11 metrekare fark için davalının eşi Halime’ye anne ve babasından kalacak yerdeki miras hissesini murise devretmesinin kararlaştırıldığını, bunu teminen Halime’nin davacılardan Fatma’ya 18.05.1992 tarihinde vekaletname verdiğini, ancak taşınmazın devredilmediğini, Halime’nin öldüğünü sonra da murislerinin öldüğünü bildirerek, iki dükkan arasındaki değer farkının tespit edilerek şimdilik 10.000,00-TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, muris ile aralarında böyle bir anlaşma bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, mirasçılar arasında yapılacak hisse devri sözleşmelerinin yazılı olması gerektiği, mirasçı ile üçüncü kişi arasında yapılacak sözleşmenin ise Noterlik tarafından düzenlenmesi gerektiği ancak somut olayda yazılı bir sözleşme veya belgenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, davacılar murisinin davalı ile yaptıkları anlaşmaya davalının uymaması nedeniyle anlaşma gereği bedelsiz devredilen dükkanlar arasındaki metrekare farkının rayiç değerinin davalıdan tahsili için eldeki davayı açmışlardır. Dava, miras hissesinin devrine ilişkin değildir. Dükkanlar arasındaki metrekare farkı için davalının eşi Halime’ye anne ve babasından kalacak yerdeki miras hissesinin murise devredilmesinin kararlaştırıldığını ispat yükü davacılardadır. Davacıların bu iddiasını miktar itibariyle ve davalının tanık dinletilmesine muvafakatı bulunmadığından yazılı delil ile kanıtlaması gerekir. Dava dışı ... tarafından murisin eşi ... verilen vekaletnamenin bu amaçla verildiğinin aynı şekilde yazılı delille ispatı gerekir. Ancak davacılar mahkemeye yazılı bir delil ibraz edememişlerdir. Hal böyle olunca mahkemece, bu gerekçe ile davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip sonuç itibariyle doğru olan kararın düzeltilerek onanması HMUK'un 438/son maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün gerekçesinin düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, peşin alınan temyiz harcın istek halinde iadesine, 11/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.