MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacı vekili avukat ... ile davalılar .., .... ve ... vekili avukat ..., diğer davalı .... vekili avukat .. . gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların yaptığı “Ispartakule” adlı projeden satın aldığı D2-2 Blok D:36 numaralı bağımsız bölümün 28.11.2008 tarihinde teslim edildiğini, daha önce açılan davalarda davalılar tarafından projenin 2014 yılına kadar tamamlanacağı bildirilmesine ve bu yönde kendisi tarafından 2013 yılı sonuna kadar beklenilmesine rağmen proje kapsamında müşterilere vaat edilen taahhütlerden metro hizmetinin başlamadığını, alışveriş ve eğlence merkezinin yapılmadığını, ticari alan olarak belirtilen alana 30' ar katlı 2 bloktan oluşan başka proje konutlarının yapıldığını, çevrenin beton yığınına döndürüldüğünü, eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, değer kaybına sebep olan eksiklikler nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000.00.TL' nın, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile de toplam 19.029.00.TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, taraflar arasında yapılan sözleşme ve eki şartnamede belirtilen hususlarda eksik yapılan bir hususun bulunmadığı, davacının dayandığı broşür ve materyaller ile ilgili bunların tanıtım amaçlı olduğu ve davalıların bu yönlerde değişiklik yapma hakkına sahip olduğunun sözleşmede belirtildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve "Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyiniyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 4077 Sayılı Kanunun değişik 6. ve 31. maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde "satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır." hükmü getirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davaya konu sözleşmenin 14.3. madde ve fıkrasındaki “Sözleşme dışındaki satış ile ilgili diğer evrak, broşür, ilan veya reklamlarda belirtilen hususlar alıcı' ya herhangi bir talep hakkı vermez”, 14.4. madde ve fıkrasındaki “Satıcı yapımını sürdürdüğü konut projesinin yapımı sırasında yönetimsel ve teknik zorunluluk sayılabilecek sebeplerle gerekli göreceği her türlü değişikliği serbestçe yapabilir. Alıcı, satıcı tarafından yapılacak bu değişikliklere ilişkin herhangi bir hak ve talepte bulunmayacağını peşinen kabul ve taahhüt eder.” ve 14.5.madde ve fıkrasındaki “Satışa sunulan bağımsız bölüm' ün bulunduğu proje ile ilgili olarak satıcı tarafından yayınlanan her türlü afiş, broşür, el ilanı vb. yayınlarda kullanılan ifadeler tanıtım ve bilgi mahiyetinde olup taahhüt niteliğinde değildir.” hükümleri, davacı tarafından imzalanmasına rağmen matbu olarak hazırlandığı ve davacının standart sözleşmenin içeriğine müdahale edemediği anlaşılmaktadır. Bu hükümler, tüketici olan davacı yönünden batıldır, geçersizdir. Ayrıca Tüketici Yasası gereğince, satıcı, sözleşmeden başka ayrıca ilan ve reklamlarda, broşür ve katologlarda vaat ettiği hususlar yönünden de alıcı tüketiciye karşı sorumludur.
Davacı, satış esnasında sunulan projede ve tanıtımlarda belirtilen ancak süresinde yapılmayan eksiklikten doğan zararının tazminini istemiştir. “Ispartakule” adlı proje kapsamında yapılacak konut ve işyeri satışına ilişkin internet ilanlarında, reklam ve tanıtım broşürlerinde, 560.000.m2 ruhsatlı alanda 1.000.000.m2 den fazla inşaat alanına sahip olan toplam 13 adanın, 10 adasında 5280 modern konut ve 3 adasında 800 adet işyerinin bulunduğu alışveriş ve eğlence merkezinin yapılacağının, büyük marketler, sinemalar, restoran ve kafelerin yanısıra her türlü ihtiyaca yönelik dükkan ve işyerlerinin burada yaşayanların yanı başında olacağının, sportiv aktivitelerin yapılacağı klüp binası, iki adet ilk öğretim okulu, bir adet ortaöğretim okulu, cami, hastane, sağlık ocağı gibi günlük hayatın olmazsa olmazlarının da bu projede yer aldığının ve 21. yüzyıla yakışır Avrupai bir yerleşim alanı olacağı belirtilen “Ispartakule” projesinde, keşif tarihi olan 01.07.2014 tarihi itibariyle alışveriş ve yaşam merkezi ile iki iş kulesinin yapılmadığı bu dosya ve dairemiz incelemesinden geçen emsal dosyaların kapsamı itibariyle sabittir. Söz konusu sosyal tesislerin yapılmamış olması, alıcının satın alma kararını etkileyen, taşınmazın değerini azaltan bir husus olup, edimin ifasındaki bu yöne ilişkin eksiklik nedeniyle satıcının alıcıya karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece, dosyada mevcut, eksiklik ve yapılan hesaplama açısından hükme esas alınmaya layık olan bilirkişi heyet raporu ve davacının talebi dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken az yukarıda yazılı yanlış gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy