MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı müteahhidin davadışı arsa sahibi ile yaptığı kat arşılığı inşaat sözleşmesine istinaden davalıya düşen dairelerden bir tanesini kaba inşaat halinde iken 10.12.2002 tarihinde noterden taşınmaz mal satış sözleşmesi ile satın aldığını, davalı ile düzenlenen 21.01.2004 tarihli senet başlıklı belgede de, taşınmaz satışından kalan 17.500.00.TL' dan 3.500.00.TL' sının ödendiği ve kalan 14.000.00.TL' nın da tapuyu alırken (tesliminden) en geç 3 gün içinde ödeneceğini karşılıklı kabul ettiklerini, 19.08.2004 tarihinde eksikliklerin giderilmesi için ihtarname gönderdiğini, eksikliklerin davalı tarafından giderilmemesi üzerine tespit yaptırdığını ileri sürerek şimdilik dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte akdin ifasına ve dairenin teslimine, akdin süresinde ifa edilmemesinden dolayı 1.000.00.TL, tespitte belirlendiği üzere ortak alanlardaki eksikliklerin giderilmesi için 36.000.00.TL, dairedeki eksiklikler ve ayıp için 7.300.00.TL, 2.000.00.TL manevi tazminat, Mayıs 2004 – Mayıs 2006 tarihleri arasında mahrum kalınan kira bedeli için 9.324.00.TL, Mayıs 2006 tarihi ve sonrası için aylık 512.00.TL kira bedeli ile ifa imkansızlığının söz konusu olması halinde durumun davalıdan kaynaklandığının tespiti ile 10.000.00.TL tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama sırasında 15.05.2012 tarihli celsede, bağımsız bölümün verilememesi halinde bağımsız bölüme düşen arsa payının hisse olarak tescili, aynen ifa mümkün değilse dava tarihindeki değeri ile eksik iş bedelinin tahsili, 22.11.2002 tarihli celsede belediyenin yıkım kararı vermesi nedeniyle arsa payının tescili ile aynen ifa mümkün değilse dava tarihindeki değeri olan 73.000.00.TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tapu iptal ve tescil davası niteliğinde olduğu ve taşınmazın ... İlçe sınırları içinde kaldığı, davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin ... Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğu gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tarihi olan 26.05.2005 tarihinde yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK’ nun 9. maddesine göre; Her dava, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının Türk Kanunu Medenisi gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülür. Aynı Yasanın 10. maddesine göre de; dava sözleşmenin icra olunacağı yer mahkemesinde de bakılabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ nun 19. maddesine göre de; yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri yoktur. Ayrıca 1086 sayılı HUMK’ nun 23. maddesine göre; Salahiyettar olmıyan bir mahkemede aleyhine dava ikame olunan kimse esasa girişmezden evvel bu bapta itirazda bulunmazsa o mahkemenin salahiyetini kabul etmiş addolunur. Şu kadar ki munhasıran iki tarafın arzularına tabi olmayan mesail bundan müstesnadır. Mahkeme bu nevi davalarda hitamı mahkemeye kadar re'sen veya iki taraftan birinin talebi üzerine ademi salahiyet kararı verir. Mahkemenin salahiyattar olmadığını iddia eden taraf salahiyettar mahkemeyi beyana mecburdur. Yine 1086 sayılı HUMK’ nun 195. maddesine göre de; Davalı, ilk itirazları ile birlikte esas dava hakkındaki cevabını ve varsa karşı delillerini, dava dilekçesinin kendisine tebliği tarihinden itibaren on gün veya hakim tarafından bir süre tayin edilmiş ise o süre içinde mahkeme kalemine bildirmek ve bir örneğini de davacıya tebliğ ettirmek zorundadır. Ayrıca 4077 sayılı Yasa gereğince tüketici olan davacı, davasını ikametgahı mahkemesinde de açabilir. Dolayısıyla dava, kesin yetki kuralı olmadığı takdirde davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı)
Yukarıda açıklanan yasal mevzuat ışığında, taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmaz alım satımından kaynaklı ifa ve ifanın mümkün olmaması halinde zararın tazmini isteminden ibarettir. Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin dava niteliğinde değildir. Yani kesin yetki kuralı geçerli değildir. Tarafların yerleşim yerlerinin ve satın alınan taşınmazın ... İlçe sınırları içerisinde kalmasına rağmen davalının esasa cevap süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile yazılı şekilde yetkisizlik nedeniyle davanın reddine kararı verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.