MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, asıl ve birleşen davasında; davalı ... ile 08/03/2008 tarihli Emlak Satış Taahhütnamesi başlıklı sözleşme imzaladığını, ...'ın kendi adına ve diğer davalıları temsilen sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmeye konu taşınmazı satmak için alıcı bulmasına rağmen davalıların kendisini aradan çıkartarak taşınmazı sattıklarını, sözleşmede kararlaştırılan ücreti ödemekdiklerini, ücretin tahsili için icra takibi başlattığını, icra takibine haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek itirızın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Dairemizin bozma ilamı üzerine mahkemece, davalı ... ile ilgili davanın kısmen kabulü ile, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2009/4780 sayılı takip dosyasında 26.000,00 TL asıl alacağa yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasıl faiz uygulanmasına, asıl alacağın %40'ı oranındaki tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, işlemiş faize ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı temyiz dilekçesinde sözleşmede kararlaştırılan komisyon bedelini davalıya ödediğini savunmuş ve 25.06.2008 tarihli makbuzu dosyaya sunmuştur. Davalının savunması ödeme defi niteliğinde olup, borcu söndüren sebeplerdendir ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkündür. Mahkemece davalının sunmuş olduğu ödeme belgeleri üzerinde durularak, hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekmektedir.
3-Her ne kadar mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; taraflar arasında Borçlar Kanunu’nun 404. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış olan 08.03.2008 tarihli tellallık sözleşmesinin 3. maddesinde taşınmazın satışı halinde satış bedelinin % 1'i oranında hizmet bedelinin davacıya ödenmesinin taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 5.maddesinde ise, emlak sahibinin sözleşmeye aykırı davranması halinde satış bedelinin %4'ü oranında hizmet bedeli ve cezai şartın davacıya ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşme hükümlerinin bir bütün halinde değerlendirilmesi halinde, davalının sözleşmeye aykırı davranmış olması halinde, davalı tarafından ödenmesi öngörülen, satış bedelinin % 4'ü oranındaki bedelin, %1' nin tellaliye bedeli, geri kalan %3’ün ise cezai şart olarak kararlaştırıldığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davalı tacir de olmadığından, BK.nun 161/son maddesi gereğince cezai şartın fahiş olması halinde ise tenkisi gereklidir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Dava konusu olayda, tüm bu olgular dikkate alındığında, cezai şartın fahiş olduğunun kabulü gerekir. O halde, satış bedelinin %3’ü oranındaki cezai şarttan da BK'.nun 161/son maddesi gereğince indirim yapılarak davalının sorumlu tutulması gereken bedelin belirlenmesi gerekirken, mahkemece az yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açılanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlanın reddine, birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 27/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy