MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacılar vekili avukat ... ile davalı vekili avukat . . . gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, hissedarı oldukları 1 parselin satışı için davalıya vekaletname verdiklerini, ayrıca aralarında haricen düzenledikleri 17.05.2005 tarihli sözleşme ile taşınmazın devrine ilişkin bedel ve şartları kararlaştırdıklarını, davalının vekaletname ve sözleşme şartlarına uymayarak taşınmazı rayiç bedeli olan 700.000,00 TL nın çok altında sattığı gibi, satış bedeli olan 425.000,00 TL nın 175.000,00 TL sını ödeyip, kalan 250.000 TL yı iade etmediğini, vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle taşınmazın devri nedeniyle Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, davanın reddedilerek 04.04.2008 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, kesinleşme tarihi itibariyle taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilip, kendilerine ödenen 175.000,00 TL nın düşülerek şimdilik 700.000,00 TL nın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tapu iptal ve tescil davasının tarafları ile dava sebebinin bu davadaki ile aynı olduğu, önceki davada da, bu davadaki gibi vekalet ilişkisinin kötüye kullanılması sonucu, taşınmaz satış bedelinin davalı vekil tarafından iade edilmediği iddia ve maddi vakıasına dayalı olarak tapu iptal ve tescil talep edildiği, bu davada ise, aynı hukuki sebep ve vakıalara dayalı olarak bu kez bedel talep edildiği, ilk davada mahkemece verilen ret kararının, o dosyadaki bozma ilamına uygun şekilde "...vekil ile davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini söyleyebilme olanağı bulunmadığı gibi, davacıları zararlandırma kastı ile birlikte hareket ettiklerinin de kabulüne olanak yoktur. Kaldı ki, satış bedelinin düşük olması vekalet görevinin kötüye kullanıldığının başlı başına delilini de teşkil etmez. Taraflar arasındaki çekişme vekil eden davacılar ile vekil arasındaki iç ilişki olarak kabul edilmeli ve değerlendirilmelidir..." şeklindeki gerekçeye dayalı olduğu, dolayısıyla kesin hükmün mevcut olduğu gerekçesi ile HMK 114/1-i ve 115. maddesi gereğince, dava şartı yokluğu(kesin hüküm) nedeni ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce kesin bir hükümle çözümlenmemiş olması dava şartıdır. Daha önce aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise, artık o dava konusu hakkında kesin hüküm mevcut olduğundan, aynı konuda yeni bir dava açılamaz.
İş bu dava, davalının vekalet görevini kötüye kullanması, vekilin özen ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayandırılarak açılmıştır. Davacılar tarafından Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan tapu iptal ve tescil davasının tarafları ile vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebiyle açılan alacak davasının tarafları aynı olmadığı gibi, talep sonuçları da farklıdır. İlk davada davacılar tarafından vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebiyle davalı vekil ve 3. kişiler aleyhine tapu ve iptal ve tescil isteğinde bulunulduğu, iş bu davada ise davalı vekil aleyhine taşınmazın rayiç bedelinin tahsili isteğinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. O halde, olayda, iş bu davanın dayanağı olan davalının vekalet görevini kötüye kullanması, vekilin özenle ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayalı alacak davası yönünden kesin hüküm söz konusu olmadığından, mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, olayda kesin hüküm bulunduğundan bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, 24,30 TL peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy