MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile arasında hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, dava dışı işçinin ayrılması nedeniyle işçilik haklarının tesbiti ve tahsili için açtığı dava sonucu davalı ile birlikte sorumlu tutuldukları alacağı icraen kendilerinin ödediklerini, sözleşme ve ihale dökümanında davalı firmanın sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm bulunduğunu bildirerek, ödediği bedelin 23.194,29 TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 23.512,80 TL alacağın 24.05.2012 tarihinden yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu' nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut olayda gerekçe kısmında 23.194,29 tl tazminat ödenmesinin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan rücuen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken sehven 23.512,80 tl üzerinden hüküm kurulduğu yazmaktadır. Böylece yukarıda açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında aykırılık oluşturulduğu bu aykırılığın tashihle düzeltilemeyeceği anlaşılmakla HMK' nun 297/son madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentde açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 23/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy