MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı .... vekili avukat ..., diğer davalı ... . ve diğerleri vekili avukat ... ile davacılar vekili avukat ...'nun gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, anne ...'in hamileliğinin ilk altı ayında davalı .... hastanesi olan özel ...'nde, son üç ayında ise davalı ... hastanesi olan ...nde düzenli kontrollere tabi tutulduğunu, gerçek kişi davalıların ise adı geçen şirketlerin hastenelerinde doktor olarak çalıştıklarını ve ...'in sağlıklı bir bebek doğuracağı yönünde raporlar verdiklerini, ancak doğan bebekte çeşitli anomaliler olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, anne ve baba için 10.000,00'er TL, küçük ... için 20.000,00 TL olmak üzere 40.000,00 TL manevi ve anne ve baba için 5.000,00'er TL, küçük ... için 10.000,00 TL olmak üzere 20.000,00 TL maddi tazminatın, bebeğin doğum tarihi 06.1.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini istemişler; 01.11.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat taleplerini küçük ... için 209.867,89TL, anne için 27.339,68TL, baba için 27.339,68TL olarak artırmışlardır.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, maddi tazminat davasının, davalılar ...., ... ve ... yönlerinden reddine, davalı ... yönünden kabulü ile, davacı küçük ... için 209.867,89 TL, anne için 27.339,68 TL ve baba için 27.339,68 TL olmak üzere toplam 264.547,25 TL'nin olay tarihi 06/01/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat davasının, davalılar ...., ... ve ... yönlerinden reddine, davalı .... yönünden kabulü ile, davacı küçük ... için 20.000,00 TL, anne için 10.000,00 TL ve baba için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL'nin olay tarihi 06/01/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacılara verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalıların ihmali ile anne karnındaki bebekteki anomalilerin tespit edilememesi ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle istenilen maddi manevi tazminata ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle, vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir.
Mahkemece, dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan Adli Tıp 3. ihtisas Kurulu'nun 30.12.2013 tarihli raporunda,
"1974 doğumlu ....'nın 17/06/2004 tarihinde ...ne gebelik muayenesi için başvurduğu, 2. gebeliği olduğu, bir sezaryen ile doğum yaptığı, son adet tarihinin 15/04/2004 olduğu, son adet tarihinine göre 9 haftalık USG tetkikine göre 7 haftalık gebelik tespit edildiği, gebeye aynı hastanede 21/07/2004 tarihinde kan ve idrar tetkiki yapıldığı, kişinin aynı hastanede 21/08/2004 tarihinde yapılan gebelik muayene ve USG tetkiklerinde 18 haftalık, 25/09/2004 tarihinde 22 haftalık, 02/11/2004 tarihinde 29 haftalık, 21/12/2004 tarihinde 36 haftalık normal gebelik tespit edildiği, ...nde 17/11/2004 tarihinde radyoloji uzmanı tarafından yapılan gebelik USG tetkikinde 30-31 haftalık, 16/12/2004 tarihinde 35 haftalık ve 05/01/2005 tarihinde 38 haftalık normal gebelik tespit edildiği, gebenin ...nde sezaryen ile doğum yaptığı doğan bebekte sağ femur hipoplazisi sağ tibiya agnezisi ayak bileği, tarsal kemik ve falankların gelişmemiş olduğunun tespit edildiği, genel uygulamalarda gebelik USG tetkiklerinde gebeliğin 17 ile 27 haftaları arasında bu tür uzuv eksikliğinin tespit edilmesinin beklendiği, olayda ...nde kadın doğum uzmanı olarak çalışan hekimin kişiyi gebeliğinin 18.22.29 ve 36. Haftalarında gebelik muayenesi yaptığının anlaşıldığı bebekte görülen bu anomalinin yukarıda belirtilen gebelik haftalarında ...nde kadın doğum uzmanı olarak çalışan hekimin tarafından görülmesi ve aileyi bilgilendirilmesinin gerektiği, gebenin ...'nde 17/11/2004 tarihinde 30-31 haftalık ve 16/12/2004 tarihinde 35 haftalık0 5/01/2005 tarihinde 38 haftalıkken radyoloji Uzmanı Dr.... tarafında gebelik USG tetkiki yapıldığı bu haftalardaki gebelik ileri gebelik haftası olduğundan ileri gebelik haftalarında bu tür anomalinin araştırılmasının tespitinin beklenilmediği 17/06/2009 tarihli ve 4662 no'lu mütalaamızda her iki hastanenin isimleri ... olduğundan doktorların ...nde gebenin muayenesini yaptığı düşünülerek rapor düzenlenmiş olduğu, Kadın Doğum Uzmanı Dr.... ile Radyoloji Uzman ...'ın kusurlu olmadıkları; bebekte oluşan bu anomalinin hekimin eylemine bağlı olmadığı anomalinin tespiti halinde de tedavisinin mümkün olmadığı, hekim tarafından yapılacak tıbbi bir işlem bulunmadığı, anomalinin gebeliğin herhangi bir haftasında tespiti halinde tıbbi tahliye endikasyonun bulunmadığı, olayda hekimin eylemiyle orta çıkan zararın sadece tanı eksikliği ve ailenin bu hususla ilgili bilgilendirme olduğu tashihen ve tavzihen oy birliği ile mütala olunur.” denilmiştir. İşbu raporda, bebekte görülen anomalinin 17-27 haftalarda ...nde kadın doğum uzmanı olarak çalışan hekim tarafından görülmesi ve aileyi bilgilendirilmesinin gerektiği belirtilmesime rağmen, devamında anomalinin gebeliğin herhangi bir haftasında tespiti halinde tıbbi tahliye endikasyonun bulunmadığı, açıklanmıştır. Mahkeme gerekçesinde ise, ...nde bu anomalinin tespit edilememesiyle, gebeliğin sonlandırılması imkanının ortadan kalktığı belirtilerek, davalılardan ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, erken tespit halinde tıbbi tahliye endikasyonun bulunup bulunmadığının mahkemece netleştirilemediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, aralarında konularında uzmanların bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, dava konusu olayda davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı, erken tespit halinde tedavinin veya tıbbi tahliye endikasyonun bulunup bulunmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davacının ve temyiz eden davalı .... AŞ'nin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davalı .... yararına BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının ve davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ....'ye ödenmesine, peşin alınan 5.201,00 TL harcın istek halinde davalı ....'ye iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy