MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının kullanmış olduğu kredinin üç taksidini ödememesi üzerine noter ihtarnaması keşide edilerek hesabının kat edildiğini ve davalı hakkında icra takibi başlatıldığını ileri sürerek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, 18.410,10 TL asıl alacak, taleple bağlı kalınarak 480,41 TL işlemiş faiz, 24,02 TL BSMV ve 82,98 TL masraf olmak üzere toplam 18.997,51 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 17,63 oranında temerrüt faizi ve %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak üzerinden takdir olunan %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK.nun 67/2 maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağın likit ve belli olması, yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kurallar ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde alacağın yargılamayı gerektirdiği ve borçlu tarafından belirlenebilir nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hükmedilen alacağın likit olduğundan söz etmek mümkün değildir. Böyle olunca icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeni bir yargılamayı gerektirmediğinden HMUK'un 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümünün 2. ve 3. fıkrasında yer alan “Hükmolunan itirazlı asıl alacak üzerinden takdir olunan %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin hükümden çıkarılmasına, yerine “Yasal koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 02/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy