MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tüketicinin açtığı menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı asıl borçlu .... ile davalı banka arasında imzalanan 29.07.2004 tarihli tüketici kredi sözleşmesine kefil olduğunu, asıl borçlunun ödeme güçlüğü çekmesi üzerine davalı bankanın asıl borçlu hakkında 26.05.2005 tarihinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla, kendisi ve dava dışı kefiller hakkında da yine aynı tarihte genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını ve kendisinden toplam 71.036,24 TL talep edildiğini, takibin kesinleşmesi üzerine davalı bankanın talebi ile SGK'dan aldığı emekli maaşının haczi sonucu icra dosyasına emekli maaşından Aralık 2006-Ocak 2012 arasında toplam 13.441,38 TL'lik kesinti yapıldığını, kefaletinin adi kefalet hükmünde olması nedeniyle kendisinden yapılan kesintilerin haksız olduğunu ileri sürerek icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 13.441,38 TL'nin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesine ve % 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının ... 2005/5265 sayılı takip dosyasındaki takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacıdan haksız tahsil edilen toplam 13.441,38 TL'nin kesinti tarihlerinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki dava ile icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve emekli maaşından yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiş, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece her ne kadar asile başvuru zorunluluğunun dava şartı olduğu gerekçesiyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketici Kanunu'nun 10/3. maddesi emredici nitelikte olmayıp, davalı banka kefile karşı dava açabilir. O halde Mahkemece davası kabul edilen davacı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının dördüncü bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T uyarınca hesaplanan 8.083,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiline” söz ve rakamlarının yazılmasına, kararın değiştirilen ve düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 29/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy