MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, 2010 yılından beri ikamet etmekte oldukları konutlarında 21.04.2011 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle maddi zarara uğradıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ıslahen 23.841,00 TL.'nin davalılardan tahsili istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, 11.920,50 TL maddi tazminatın davalı ....den alınarak davacılara verilmesine, bu alacağın 10.000,00 TL.'lik kısmına dava tarihinden, geri kalan kısmına ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazla isteminin reddine davacının diğer davalı ...Konutları Site yönetimine karşı açtığı davanın sübuta ermemesi nedeniyle reddine, karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacılar eldeki davada, davalıların görevlerini gereği gibi yerine getirmediklerini ileri sürerek uğradıkları maddi zararın davalılardan tahsilini istemişlerdir. Mahkemece tefhim edilen kısa kararda "11.920,50 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .... den alınarak davacıya verilmesine, davacının bu davalıya karşı fazla isteminin reddine" şeklinde hüküm tesis edilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda " 11.920,50 TL maddi tazminatın davalı ....den alınarak davacılara verilmesine, bu alacağın 10.000,00 TL.'lik kısmına dava tarihinden itibaren, geri kalan kısmına ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının bu davalıya karşı fazla isteminin reddine" şeklinde hüküm kurulmakla gerekçeli kararla kısa karar arasında çelişki oluşturulmuştur. Oysaki 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Aksi, Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Somut olayda kısa karar ile gerekçeli karar arasında açık çelişki yaratıldığı gibi, bu husus infazda da tereddüt yaratacak niteliktedir. Mahkemenin, değinilen bu yönü gözardı ederek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacı temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 01/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.