MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu, 22.01.2007 tarihli vekaletname gereği davalı şirketin dava ve icra takiplerinde vekil sıfatıyla görev yaptığını, ancak davalı şirket yetkilisi tarafından aralarındaki vekalet ilişkisinin haksız olarak sonlandırıldığını, bunun üzerine 19.11.2011 tarihli protokole davalı adına baktığı işlerin yazıldığını, aralarında yazılı bir ücret sözleşmesi olmadığını ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 19.12.2011 tarihli protokoldeki yazılı işler nedeniyle doğmuş bulunan avukatlık ücret alacağından şimdilik 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının takip ettiği İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2008/16561 sayılı icra dosyasındaki teminatın tarafına iade edilmeyerek 20.000 TL'nin sadece bu dosyada davacıya ödendiğini, ayrıca değişik zamanlarda 15.000 TL daha ödediğini, davacı ile aralarındaki vekalet ilişkisinin haklı nedenle sonlandırıldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 19.465,48 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, eldeki dava ile davalının vekili olarak görev yaptığı sırada takip ettiği ve 19.12.2011 tarihli protokolde yazılı dava ve icra dosyalarında ödenmeyen vekalet ücreti alacağının tahsilini istemiştir. Mahkeme, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle davacının, davalıdan talep edebileceği toplam vekalet ücretinin 53.465,48 TL olduğu, davacı tarafından davalıya iade edilmediği anlaşılan 14.000,00 TL teminat bedeli ile davacı tarafından tahsil edilen 20.000,00 TL olmak üzere toplam 34.000,00 TL'nin mahsubu sonucunda davacının davalıdan olan toplam bakiye alacağının 19.465,48 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda özellikle davacının çektiği ve iade etmediği iddia olunan teminatlar bakımından yapılan incelemenin yetersiz olduğu ve gerek asıl gerekse ek rapor ile davalının ve davacının söz konusu teminatların mahsubuna ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, ayrıca İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2008/16561 sayılı icra dosyasındaki teminatın tarafına iade edilmediği yönündeki savunmasının da irdelenmediği anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece, tarafların iddia ve savunmalarını karşılar taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık, gerekçeli bilirkişi heyeti raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davacı ve davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, peşin alınan 332,42 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy