MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı avukata 08.09.2005 tarihinde verdiği vekalet ile aleyhine başlatılan ... 30. İcra Müdürlüğü'nün 2006/7646 sayılı dosyasında borca itiraz nedeniyle açılan ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/2475 Esas sayılı dosyasının davalı tarafından takip edildiğini, davalı vekil tarafından davacı adına ... Sigorta aleyhine açılan ... 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/69 Esas sayılı dosyasının da bu dosya ile birleştirildiğini, Yargılamanın 2. celsesinde verilen ara kararın yerine getirilmemesi nedeniyle karşı davanın reddine karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, Bu dava ve karşı dava nedeniyle aleyhine icra takibi başlatıldığını ... 30. İcra Müdürlüğünün 2006/7646 sayılı takip dosyası nedeniyle 19/02/2009 tarihinde alacaklı vekiline 5.754 TL ödemek zorunda kaldığını, davacının bundan sonra talimatı olmaksızın ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/1250 Esas sayılı dosyası ile ...Sigorta aleyhine dava açtığını, bu davayı gerekçeli kararla birlikte öğrendiğini, bu davanın da kesin hüküm nedeniyle reddedildiğini, aleyhine 720 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, bu bedelin henüz ödenmediğini ileri sürerek 5.754,00 TL'nin 19/02/2009 ödeme tarihinden, 720,00 TL'nin ise mahkeme karar tarihi olan 03/07/2012 tarihinden itibaren davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın kaybedilmesinin davacının kusurundan kaynaklandığını, yargı işlemleri tamamlandıktan sonra davanın reddedildiğini, sonradan açılan 2. sulh mahkemesinde davanın davacının talimatı ile açıldığını, davacının oğlunun da tanıklık yaptığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; 5.754,00 TL'nin 19.02.2009 tarihinden, 720,00 TL'nin 03.07.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Avukatlık Kanununun 40. maddesinde, “iş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer” hükmü bulunmakta olup, bu hükümle müvekkilin avukata karşı tazminat isteminin bir ve beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, vekilin aldıklarını verme borcunun zamanaşımı, iade edecek şeyin vekile temsil tarihinden değil, vekalet akdinin sona ermesi tarihinden itibaren başladığı gerekçesiyle zamanaşımı defini kabul etmeyerek davanın esastan kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki eldeki davada davacı, vekilin görevini ihmal etmesi nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemekte olup, olaya uygulanması gereken Avukatlık Kanunun 40. maddesidir. Avukatlık Kanunu’nun 40. maddesi gereğince müvekkilin avukata karşı açacağı tazminat davasında zamanaşımı süresinin, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı kuşkusuzdur. O halde davada Avukatlık Kanunu 40. maddesi gereğince değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 111,00 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.