MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan çilek fidesi satın aldığını, davalının köye gelerek çiftçileri doktor olduğu hususunda aldatıp kendilerine ithal şoklu fide sattığını, fideleri ithal fide olarak satın aldıklarını, fideler geldikten sonra fidelerin ithal fideye benzemediğini davalıya söylediklerini ancak davalının kendilerine bu konuda garanti verdiğini, davalıya güvenerek fideleri ektiğini, ancak normal şartlar altında 4-5 ton verim beklenirken ancak 300-500 kg verim alabildiğini, yaptığı araştırmalar neticesinde köydeki diğer çiftçilerle birlikte kandırıldıklarını ve aslında satın aldıkları fidelerin yeşil fide diye tabir edilen ve verimi son derece düşük bir fide türü olduğunu anladıklarını, davalı tarafından kandırılarak zarara uğratıldıklarını beyanla, iki fide arasındaki satış fiyat farkı ile düşük verim alınması nedeniyle uğradıkları zararların tespit edilmesini ve ıslah dilekçesi ile 11.687,00 TL nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının temel ilişkiyi ispatlaması gerektiğini, o sene tüm yörede verimin düşük olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının icra takibinden dolayı brçlu olmadığının tespitine ilişkin talebin reddine, 10.312,50 TL nin 4.000,00 TL sine dava, kalana ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, fide satışı nedeniyle oluşan zararın tazminine ilişkin olup, davacı davalıdan sözlü yapılan anlaşma ile ithal çilek fidesi satın aldığını, satış bedeli karşılığı davalıya senet verdiğini, satılan fidelerin ekildikten sonra yeşil fide türü olduğunun anlaşıldığını, verim alamadığını ve zarara uğradığını, davalı tarafından kandırıldığını iddia etmiş, davalı ise temel ilişkiyi davacı tarafın ispatlaması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece tanık dinlenerek bu tanık beyanlarına göre alınan bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, TMK’nun 6. maddesi uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Davalı satım akdini inkar ettiğine göre ispat yükü davacıdadır. 14.05.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda, yeşil fide ile ithal fide arasındaki verim farklılıkları ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiş ve buna göre hesaplama yapılmış ise de, keşif tarihi itibariyle söz konusu tarlada başka bir ürün ekili olduğundan bahse konu fidelerin varlığı ve türü belilenememiş, bilirkişiler tanık beyanlarına göre davacının iddiaları doğrultusunda inceleme yapmışlardır. Ancak zararın miktarı hesaplanmadan önce sözleşmenin varlığı, davacının bu sözleşme gereği ödeme yaptığı somut delillerle davacı tarafından ispatlanmalıdır. Miktar itibariyle olayda tanık da dinlenemez. Davacı, yasal delillerle dava konusu sözleşme ve oluşan zararını ispat edememiştir. Mahkemece, tüm bu değerlendirmeler ışığında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy