MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket ile 06/04/2014 tarihinde 01871 numaralı Devremülk Sözleşmesi imzaladığını, 22/04/2014 tarihinde ......... şubesi .... numaralı hesabına 19.500 TL yatırdığını, sözleşme gereği Haziran 2015 teslim tarihi olan tesisin halen tamamlanmadığı için teslim edilmediğinden kullanamadığını, ....l 7. Noterliğinin 11540 yevmiye 24/07/2015 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin 3.3.maddesi uyarınca teslim tarihinde gecikme olması halinde eş değer bir tesiste konaklama hizmeti sunma yükümlülüğüne dayanarak 28 Temmuz, 11 Ağustos dönemi için eşdeğer bir tesiste konaklama hizmetinden yararlanmak istediğini ve bunun mümkün olmaması halinde, dönemin rayiç bedelinin 7 gün içinde tarafına ödenmesini, aksi halde yasal yollara başvuracağını ihtaren bildirdiğini, ihtarnameye cevap verilmediğini, belirterek, davalı şirketin 15/05/2014 tarihli adi yazılı taahhütname ile devre mülkü günün rayiç bedelleri üzerinden kiralayacağı garantisi verildiğinden şimdilik 1.000 TL Kira kaybı alacağının 28/07/2015 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Dava değeri 1.000-TL gösterilmiş olup Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunlu olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68/1 maddesine göre; “Değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyük şehir statüsünda bulunan illerde ise iki bin Türk lirası ile üç bin Türk lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.” Davacı süresinde teslim edilmeyen devremülkü kullanamamasından kaynaklanan kira kaybı tahsiline ilişkindir. Davacı dava konusu yapılan kira kaybı yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporu ile belirlenebilecek nitelikte olduğundan ve davacı tarafından hakkı saklı tutularak dava açıldığından verilen karar kesin olmadığı gibi mahkemece kararını kesin olarak verildiğinin belirtilmiş olması da kararın kesin olduğunu göstermez. O halde mahkemece verilen 09/03/2016 tarihli ek kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle anılan ek kararın kaldırılarak davacı tarafın temyiz incelemesine geçilmiştir.
2-Yapılan temyiz incelemesi sonucunda; eldeki davada, davacı davayı açarken, satın aldığı devremülkü süresinde teslim edilmediğini iddia ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL kira kaybının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68/1. maddesinde öngörülen; “Değeri ikibin ikiyüz Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin üçyüz Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin iki yüz Türk Lirası ile üç bin üç yüz Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Taraflar bu kararlara karşı 15 gün içinde Tüketici Mahkemesine itiraz edebilirler. Hakem Heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine Tüketici Mahkemesinin vereceği karar kesindir” hükmü uyarınca 6502 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan ve dava tarihi itibariyle 3.300,00 TL'nin altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurulmadan tüketici mahkemesinde dava açılamayacağı gerekçesi ile davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı davayı açarken fazlaya dair haklarını saklı tutmuş olduğuna ve davanın da niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olduğu anlaşıldığına göre mahkemece, işin esası incelenerek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz talebinin reddine ilişkin 25.02.2016 tarihli ek kararın kaldırılmasına, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 06/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy