MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 14.1.2008 tarihli sözleşme ile satın aldığı taşınmazın 12.12.2012 tarihinde kendisine teslim edildiğini, teknik şartnamede belirtilen malzemelerin kullanılmadığını ve proje kapsamında müşterilere vaat edilen taahhütlerin yerine getirilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ayıp nedeni ile oluşan 10.000,00 TL değer kaybının konut bedelinin ödendiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, konuttaki ayıplar nedeni ile konutta meydana gelen değer kaybının istemine yöneliktir. Davalılar, taraflar arasında yapılan sulh sözleşmesi ve ibranameye göre birbirlerini ibra ettiklerini, konutta ayıp olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir. Mahkemece sulh sözleşmesi ve ibranamede '' konut satım sözleşmesi, icra takibi ve itirazın iptali davası ile ilgili olarak borçluları ve Garanti Koza Akiş adi ortaklığının diğer ortağını gayrikabili rücu şekilnde ayrı ayrı ibra ettiğini beyan, kabul ve taahhüt eder." ibaresi bulunduğundan ve davacının konut satış sözleşmesinden doğan haklarından da rücu etmiş olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sulh sözleşmesi ve ibraneme başlıklı belgenin "sözleşmenin konusu" başlıklı 1. maddesi sulhün gecikme cezasına dair olup, davacının geç teslim nedeni ile 14 aylık gecikme cezasına istinaden icra takibi başlattığı ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı açıklandıktan sonra konutun geç teslimi nedeni ile aralarında doğan uyuşmazlığın sözleşmede öngörülen hüküm ve sonuçlar dahilinde sulhen sona erdirilmesi hususunda mutabakata varıldığı belirtilmiştir. Eldeki dava ise taşınmazda tespit edilen ayıplar nedeni ile oluşan değer kaybına ilişkindir. İbranamenin konusunun eldeki davadan farklı olması karşısında mahkemenin anılan ibranameyi esas alarak davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece değinilen bu husus gözardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, 27/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.