MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı ile davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat asıl davada, Küçükçekmece Kadastro Mahkemesi’nin 2005/5 Esas sayılı dava dosyası davalı ile ... Hazinesi arasında devam ederken davanın tarafların anlaşması sonucu neticelendiğini, bu davayı davalıya vekaleten açarak sonuna kadar takip ettiğini, davalı ile imzalanan 27/11/1979 tarihli sözleşmeye göre davanın bitiminde taşınmazların değerinin %20’sinin vekalet ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının TOKİ’den parasını tahsil etmesine rağmen kendisine herhangi bir ödemede bulunmadığını, tam olarak ne kadar tahsil ettiğini bilmediğini ileri sürerek; fazlaya dair haklarını saklı tutarak vekalet ücreti olan 200.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise, 41.516,00 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, 52.277,00 TL vekalet ücreti alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalıya vekaleten açtığı davanın, tarafların anlaşması ile sonuçlandığını, ancak kendisine vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, sözleşmede kararlaştırılan vekalet ücretinin tahsili talebinde bulumuş, mahkemece ise, davaya konu sözleşmenin belli ve muayyen bir sözleşme olmadığından geçersiz olduğu, bu nedenle davalıya ödenen bedelin ödemenin yapıldığı tarihteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplama yapılmak suretiyle alacağın belirlenmesi gerektiği, bununla birlikte davalı tarafından 22/03/2006 tarihinde davacıya 30.000,00 TL ödeme yapıldığı belirtilmiş ve buna dair belge sunulmuş ise de; bu ödemenin neye karşılık yapıldığı davalı tarafça ispatlanamadığından yapılan 30.000,00 TL'lik ödemenin hesaplanan avukatlık ücretinden tenkis edilmediği kabul edilmek suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı 30.000,00 TL tutarındaki ödemeyi vekalet ücreti olarak davacıya ödediğini savunmuş, davacı ise davalının pek çok dosyasının üstlenilmiş olduğunu ve takip edildiğini ileri sürmüştür. Hemen belirtmek gerekir ki; davalı tarafından davacıya yapılan 30.000,00 TL’lik ödemenin başka dosyalara ilişkin olarak ödendiğinin ispat yükü davacı avukattadır. O halde mahkemece, bu ödemenin başka dosyalara ilişkin olup olmadığı hususu araştırılıp, yapılan ödemenin hesaplanan vekalet ücreti alacağından mahsup edilip edilmeyeceği değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 29,20 TL harcın davacıya, 893,00 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy