MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava somut ve kesin delillerle ispat edilmediğinden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip başlattığını, takibe dayanak senette tahrifat yapılmak suretiyle miktarının artırıldığını, yine düzenleme tarihi olmadığı halde, vade tarihinden sonraki bir tarihin düzenleme tarihi olarak senete eklendiğini ileri sürerek, takibe dayanak senet nedeniyle 10.000.000.000 TL borçlu bulanmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, iddiların asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava; davalı tarafından keşide edilen 15.500.000.000 TL (15.500 TL) tahrifatlı senede dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle, senetteki miktarın bir kısmı yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemi ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davacının dava konusu senette tahrifat yapıldığı iddiasını yazılı delil ile kanıtlayamadığı, davalının senette tahrifat yapmadığı hususunun ceza davası ile kesinleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; dava konusu senette, vade tarihinin (20.01.2005), tanzim tarihinden (20.11.2005) önceki bir tarih olması nedeniyle senet kambiyo senedi vasfını haiz olmayıp, adi senet niteliğinde olup senetten dolayı taraflar arasında borç miktarı yönünden ihtilaf bulunmakta olup, söz konusu belgedeki rakam ve yazılar itibariyle ilave, karalama, düzeltme gibi yöntemlerle senet metnine müdahale edildiği Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 12.11.2013 tarihli raporuyla sabittir. Bu durumda mevcut belgeye dayanılarak borç miktarı net olarak belirlenemeyeceğinden, davalı alacaklının borç miktarının 15.500.000.000 TL (15.500 TL) olduğu hususunu ispatlaması gerekir. Bu tespitler ışığında öncelikle borcun miktarının belirlenmesi yönündeki ispat yükünün davalıda olduğu gözetilip, davacının ödeme yaptığına ilişkin savunması da dikkate alınarak, taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA 2. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.