MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, asıl ve birleşen davada, davalı bankadan kullandığı kredi nedeniyle kendisinden haksız yere kesintiler yapıldığını, kesintilerin iadesi için yapılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, icra takiplerine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, asıl dava ve birleşen davada davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 21. İcra Müdürlüğünün 2014/6401 esas sayılı dosyasında 1.620,52 TL lik kısmın itirazın iptaline,21. icra Müdürlüğünün 2014/6400 esas sayılı dosyasında 1.342,88 TL lik kısmına itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
1-6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun 68/1. maddesine göre; değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.Somut olayda davacı, davalı bankadan kullandığı kredi nedeniyle kendisinden tahsil edilen 1.620,52 TL ile 1.342,88 TL nin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazların iptaline ilişkin talepte bulunmuş; mahkemece, asıl dosya ve birleşen dosyada davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiştir. Ne var ki, ilçede ikamet eden davacı yönünden, dava tarihi (14.07. 2014) itibariyle asıl ve birleşen davada, dava edilen miktar yönünden ayrı ayrı olmak üzere uyuşmazlığa bakma görevinin tüketici hakem heyetine ait olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar, davacı dava açmadan önce ilçe hekem heyetine müracaat etmiş ise de; alacağın tahsili için ilamsız icra takibi yaptığı ve dava tarihi itibariyle de 6502 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, dava değerinin 6502 sayılı yasanın 68. maddesi gereğince Tüketici Hakem Heyetine başvuruda bulunmasını zorunlu kılan miktarda olduğu ve bu miktar için mahkemeye dava açılmasının yasa gereği mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalı bankanın sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.