MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ve davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, mirasbırakan ... oğlu mütevafa ... çocukları olduklarını, davalılar ..., ... ve ...'ün de yine ....'ün oğlu olan mütevefa .... mirasçıları olduklarını, mütevefa .... Vize Noterliğinin 20/08/1982 tarihli, Üsküdar 1. Noterliğinin 15/07/1977 tarihli ve Vize Noterliğinin 12/07/1977 tarihli vekaletleri ile mirasbırakan ....'ten kalan taşınmazları diğer davalı ...'e usulsüz ve muvazaalı olarak sattığını, satış işlemlerinin 07/10/1992 tarihinde yapıldığını ancak babaları.... 19/03/1992 tarihinde öldüğünü, satış tarihinde babaları ölü olduğundan satışın hukuken geçersiz olduğunu, satış dolayısıyla kendilerine herhangi bir bedel ödenmediğini, taşınmazları alan davalı ...'in o tarihte babalarının ölü olduğunu bildiğini ve satışı aleyhlerine açılan ortaklığın giderilmesi davası ile 19/03/2013 tarihinde öğrendiklerini ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla usulsuz olarak yapılan satıştan dolayı uğramış oldukları zarar karşılığı 100.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemişlerdir.
Davalılar ..., ... ve ..., davanın zamanaşımına uğradığını savunmuş; davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davacılar ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Maddi hukuka dayanan savunma vasıtaları itirazlar ve def’iler olarak ikiye ayrılmakta olup, itirazlar; bir hakkın doğumuna engel olan veya o hakkı sona erdiren vakalar olup, hakim tarafından re’sen gözetilebilmektedir. Def’iler ise; davalının borçlu olduğu edimi özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren bir hak olup, taraflarca ileri sürülmedikçe hakim tarafından re’sen gözetilmesi mümkün bulunmamaktadır. HMK 25. maddesi gereğince de Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.
Zamanaşımı ise, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği’ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması bir defi olup, ileri sürüldüğünde, şartları gerçekleşmişse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir. Eldeki davada davalılar ..., ... ve ... tarafından zamanaşımı savunması ileri sürülmüş olmasına rağmen, davalı ... tarafından zamanaşımı savunması ileri sürülmemiştir. O halde mahkemece davalı ... hakkında işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu davalı yönünden de zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davalı ...'in temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine; ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, üçüncü bentte açıklanan nedenle davalı ...'in temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davacılar ve davalı ...'e iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.