MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 21/06/2011 tarihinde .... ilinden ... iline bağlı ....ilçesine gitmekte iken kullandığı üç ay önce trafiğe çıktığı ... model xx xxx xx plakalı .... ...marka aracı ile ... mevkiinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak yolun sağında bulunan kavak ağacına çarparak trafik kazası yaptığını, araç içerisinde bulunan yakınlarının bir kısmının yaralandığını, annesi... hayatını kaybettiğini, ancak meydana gelen trafik kazasında aracında bulunan yolcuların ve kendisinin emniyet kemerleri bağlı olduğu halde araçta bulunan hava yastıklarının hiç birisinin çalışmadığını, aracın perte ayrıldığını, bu aracın piyasa değerinin 50.000,00 TL iken sigorta şirketinin 40.295,00 TL para ödediğini, aracının ayıplı değeri ile ayıpsız değeri arasında 10.000,00 TL fark bulunduğunu beyan ederek 10.000,00 TL değer kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, ayıplı maldan doğan tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf, dava öncesi Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesine yaptırdığı 2011/65 Değişik iş sayılı delil tespiti dosyası içinde mevcut makine mühendisi tarafından düzenlenen 04.07.2011 tarihli bilirkişi raporuna dayanmaktadır. Mahkemece bu tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Ne var ki davalılar, yokluklarında dava öncesi yapılan bu tespite itiraz ederek teknik ve bilimsel bilirkişi incelemesi yapılmasını istemişlerdir.
Ayrıntıları YHGK’nun 06.10.2010 tarihli ve 2010/7-450 Esas, 2010/461 Karar sayılı Kararında açıklandığı üzere; “Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.2010 gün ve 2010/13-26 E., 2010/73 K. günlü kararında da aynen benimsendiği gibi delil tespitine itiraz süreye bağlı değildir. Davalı, asıl dava açıldığı sırada da, dava açılmadan önce yapılmış olan delil tespitine itiraz edebilir. Davalının rapor kendisine tebliğ edilmiş olsa bile itiraz etmemekle bu raporu kabul ettiği sonucuna varılamaz.
Diğer taraftan, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflarca öne sürülen itirazların da yine bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Davalı tarafça açıkça veya örtülü olarak kabul edilmiş olmadıkça, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen tespit niteliğindeki bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez. Bu gibi hallerde mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunludur.”
Somut olayda davalıların cevap dilekçelerinde, yokluklarında yapılan tespite dayalı bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu ileri sürmeleri ve düzenlenen raporu kabul etmeyerek yeniden bilirkişi incelemesi istemeleri karşısında davacının yaptırdığı tespitin davalılar aleyhine delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca Mahkemece davalıların tespit işlemine yaptığı itirazların değerlendirilmek suretiyle konusunda uzman teknik üniversiteden seçilecek bilirkişi kurulundan taraf, hâkim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak hâsıl olacak sonuca göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 148,50 TL harcın istek halinde davalılara iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy