MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan güvenlik hizmeti satın aldığını, davalının elemanı ... giriş bildirgelerinin ve sosyal güvenlik primlerinin çalıştığı aylarda bordro düzenlenip SGK'ya verilmemesi nedeniyle 27.094 TL para cezası verildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.0000 TL alacağın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacı ile davalı arasında tüketici kanununda tarif edilen şekilde hizmet alımı ilişkisi bulunmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemece, mahallinde müstakil bir tüketici mahkemesi bulunması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 2. bentte gösterilen nedenle ve davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/02/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Uyuşmazlık görevli mahkemenin tayinine ilişkindir. Davacı site yönetimi ile davalı şirket arasında 1998 yılında imzalanan temizlik ve güvenlik hizmet alım sözleşmesinin 7. maddesinde 'yüklenici tarafından istihdam edilen personelin ücret, vergi, SSK, vb. gibi tüm tasarruflardan davalı şirketin sorumlu olacağı' kararlaştırılmış olup davacı, dava dışı işçinin davalı şirkette sigortasız çalıştırılması nedeniyle SGK'ca işveren sıfatıyla kendisine haksız kesilen para cezasını ödemek zorunda kaldığından bu bedelin davalıdan tahsili amacıyla Asliye Hukuk mahkemesinde dava açmıştır. Dairemiz çoğunluğunca "taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olduğu" kabul edilerek davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Oysaki eldeki dava, davalının haksız eylemi sonucu idarece kesilen para cezasının davacı tarafından ödenmesi sonucu, sözleşmeye dayanılarak geri istendiği rucuan tazminat davasıdır. Rücu hakkı davacı site yönetimine verilen para cezasının idare mahkemesince iptal edilerek kesinleşmesi sonucu doğmuştur. Bu haliyle taraflar arasındaki temel ilişki de uyuşmazlığın kaynağı, sözleşme olmayıp davalının ceza-i müeyyide içeren haksız fiiline dayanmaktadır. Yani sigorta primlerinin cezası ile birlikte dava dışı SGKya ödenmesidir. Böyle bir durumda sözleşme; iç ilişkide sorumluluğun kime ait olduğunu düzenleyen bir araçtır. Taraflar arasındaki sözleşmede bu yönde bir kararlaştırma olmasa bile davacı ödediği bedeli genel mahkemede isteyebilir.
Somut olayda davacı tüketici, davalı ise mesleği gereği hizmet sağlayıcısı-satıcı kabul edilse bile taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olarak kabulü mümkün değildir. Zira işçinin sigortasız çalıştırılması davalının mesleki veya ticari faaliyeti kapsamı içinde mütalaa edilmelidir. Dolayısıyla davada tüketici mevzuatının uygulanacağı ayıplı bir hizmet olgusuna dayanılmamıştır. Bilakis TBK 73. maddesine dayanılmıştır. bu nedenle bu tür davalar tüketici mahkemesinin görev alanına girmez. Yargıtay uygulamasına göre de rucuan tazminat davalarında görevli mahkeme kural olarak kanunda aksine bir hüküm yoksa asliye hukuk mahkemesidir. Nitekim aynı isimli davadışı işçinin ödenen işçilik haklarının rucuu için davacının davalı aleyhine Kadıköy 1. asliye hukuk mahkemesinde (2007/74esas) açtığı dava kabul edilmiş, bu davada işçinin davalının işçisi olduğu saptanmış ve anılan karar Dairemizin 14.10.2008 Tarih ve 2008/6364-11803 sayılı onama ve 2009/1482-2105 sayılı karar düzeltme isteminin reddine dair ilamı ile kesinleşmiştir. Aynı içerikteki davada görev sorununa da girilmemiştir. Tüm bu nedenlerle davanın esası yönünden inceleme yapılması gerekirken görev bozması yapılmasına ilişkin sayın çoğunluğun düşüncesine katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy