MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 15,20 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/03/2019 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında "(...) Davacı, davalıya 30.000 TL havale yapmıştır. İşlem internetten yapılmıştır. Dekontun bir bölümünde borç ibaresi vardır. Ancak bu açıklama tek başına borç olarak havale edildiğini ispata yetmez. Davalı davaya cevap vermeyerek davayı inkar etmiştir. Davacının alacağını ispat etmesi gerekir. Çünkü tek başına havale, karine olarak bir borcun ödenmesidir..." şeklindeki gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş, Dairemizin çoğunluk görüşü ile de kararın onanmasına karar verilmiştir.
Havalenin tanımı Türk Borçlar Kanunu'nun 555. Maddesinde yapılmıştır. Bu tanıma göre: "Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir." Yasadaki bu tanımdan, havalenin kural olarak bir borç ödeme vasıtası olduğu anlamı çıkmaz. Havale, bir hukuki işlemdir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 457. Maddesinde daha ileri gidilerek, havalenin bir akit (sözleşme) olduğu kabul edilmiştir. TBK'nun 556/1. Maddesinde "Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla yapılıyorsa,..." denilmek suretiyle, havalenin borcun ifası amacıyla yapılması bir istisna olarak kabul edilmiş, bu amaçla yapılan havalenin hukuki sonuçları ayrıca açıklanmıştır. Yasadaki bu tanımlamada havale bir "hukuki işlem" olarak kabul edildiğine göre, bunun borç olarak mı verildiği, yoksa borcun ödenmesi amacıyla mı yapıldığının HMK'nun 190. Maddesindeki ilkelere göre ilgili tarafça kanıtlanması gerekir. Ancak yargısal kararlarda müstakar olarak, havalenin kural olarak borç ödeme vasıtası olduğu, aksini ispat külfetinin, havaleyi yapana ait olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte; uygulamada havale, çoğunlukla, farklı ve uzak mekanlarda bulunan kişiler arasında yapılmakta olup; dolayısıyla havale yapanın, havalenin borç olarak yapıldığını ispata elverişli yazılı delilleri (senet, bono, çek. vs.) temin etme imkanı ortadan kalkmaktadır. Bu durumda havaleye, (yaygın uygulamada banka dekontuna) havalenin borç ödemesi dışında yapıldığı anlamını ortadan kaldıracak herhangi bir açıklamanın iliştirilmesi halinde, havalenin artık borç olarak verildiği kabul edilmeli, havalenin borç ödemesi için yapıldığının ispat külfetinin havaleyi kabul eden tarafa (somut olayda davalıya) ait olduğu kabul edilmelidir.
Hukuk güvenliğinin sağlanabilmesi için, mahkeme kararlarının yerleşik içtihatlara uygun, gerekçeli, ilgilisi tarafından anlaşılabilir ve süregelen müstakar içtihatlara bakılarak önceden öngörülebilir olması gerekir. Ancak bu durumda bireyler, dava açmaları halinde davanın lehlerine veya aleyhlerine sonuçlanacağını değerlendirerek, yargılama giderlerine katlanmayı göze alabilirler. Bu ilkeler somut uyuşmazlığa uygulandığında; mahkemece, havale dekontuna eklenen "borç" kelimesi, havalenin borç için gönderildiğini ispata yeterli olmayacağı kabul edildiğine ve bu konuda Borçlar Kanunu'nunda da açık bir hüküm bulunmadığına göre, dekonta hangi kelimenin, cümlenin veya ifadenin yazılması halinde, havalenin borç olarak gönderildiğinin kabul edileceğinin de yargısal içtihatlarla açıklığa kavuşturulması gerekir ki; yukarıda sözü edilen hukuk güvenliği sağlanabilsin ve havale yapan kişiler, yapacakları havalelere bu ifadeyi eklemek suretiyle, havalenin borç olarak gönderildiğini kanıtlama imkanına kavuşsunlar.
Davacı tarafından davalıya banka havalesi ile 30.000 TL gönderilmiş, dekonta "borç" ibaresi yazılmış, borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı hakkında icra takibi başlatılmış, davalının takibe itiraz etmesi üzerine, görülmekte olan itirazın iptali talepli dava açılmıştır. Söz konusu havale, davalı tarafından herhangi bir çekince ileri sürülmeksizin kabul edilmiştir. Davacı, davalıya gönderdiği havaleye "borç" ibaresini eklediğine, davalı da havaleyi herhangi bir çekince ileri sürmeksizin kabul ettiğine göre, davacı ispat külfetinden kurtulmuştur. Artık havalenin borç ödemesi için yapıldığını ispat külfeti davalıya düşmektedir; ancak davalı tarafından bu yönde bir delil mahkemeye sunulmadığı gibi, davaya cevap da verilmemiştir. Bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır. Bu nedenle, red kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.