MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, davalı banka tarafından komisyon, dosya masrafı ve yapılandırma ücreti adı altında haksız kesinti yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.675,00 TL’nin kesinti tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden davanın kabulü ile 6.672,38 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, banka tarafından haksız olarak tahsil edilen masrafların iadesine ilişkindir. 6100 sayılı HMK.’nın “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1. maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Dava dilekçesinde, 5.675,00 TL alacak isteminde bulunulduğu halde, mahkemece emredici nitelikteki anılan yasa maddesi hükmüne aykırı olarak, “davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı bir diyeceğinin olmadığını beyan etmesi ıslah iradesi” olarak kabul edilerek davanın 6.672,38 TL olarak kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Eş söyleyişle, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur (YİBK’nun 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3; HGK’nun 16.03.2005 gün ve E:2005/13-97, K:150 sayılı ilamları). Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmaktır. (Ayrıntılı bilgi için bkz., HGK 10.10.2012 gün, Esas:2012/9-853 Karar:2012/706)
Doktrinde kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HUMK. m.83); (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001, s.3965) Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkândır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuk, C.I.II.B,5, İstanbul 1992 s.534). (Ayrıntılı bilgi için bkz., HGK 06.03.2013 gün, Esas: 2012/4-824 Karar: 2013/305)
Yukarıdaki açıklamalar karşısında, somut olayda davacı vekilinin “bilirkişi raporuna karşı bir diyeceğimiz yoktur.” ifadesi ıslah iradesi olarak kabul edilemez
Hal böyle olunca, 6100 sayılı Kanun’un 26/1. maddesi uyarınca, mahkemenin talepten başka bir şeye karar vermesi mümkün bulunmadığından Mahkemece anılan yasa hükmü göz ardı edilerek, yazılı şekilde talepten farklı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Mahkemece, davacı alacağına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmıştır. Davada ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekir. Bu hususun da göz ardı edilmesi bozmayı gerektirir
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 113,95 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.