MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, “sahibinden. com” isimli internet sitesi vasıtası ile ... Oto Galeri'nin işletmecisi olan, davalı ...'dan diğer davalı ... Esere ait xx xxx xx plaka sayılı aracı 38.500,00 TL karşılığı satın aldığınI, ancak satıştan sonra aracı servise götürdüğünde kilometre göstergesinde oynama yapıldığının tespit edildiğini,dava konusu aracın mevcut kilometre itibari ile değerinin kendi ödediği bedelden daha düşük olması gerektiğini ileri sürerek,aradaki değer farkına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalıya tebligat çıkartılmamıştır.
Mahkemece, ön inceleme ile HMK'nun 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı ve hukuki yararın dava şartı olduğu, davanın belirsiz alacak veya kısmi dava olarak açılabileceğinin kabulü halinde dahi; dava konusu edilen miktarın 6502 Sayılı Kanun'un 68. maddesinde gösterilen hakem heyetine zorunlu başvuru sınırının altında kaldığı ve değeri 3.000,00 TL'nin altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılmadan tüketici mahkemesi nezdinde dava açılamayacağı, hakem heyetine müracaatın dava şartı olduğu kanaatine varıldığından davacı tarafından açılan davanın HMK'nun 114/1-h, 2 maddesi delaletiyle HMK'nun 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107/1. maddesinde; davanın açıldığı tarihte, alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukukî ilişki ile asgarî bir miktar ya da değer belirterek belirsiz alacak davası açabilmesi kabul edilmiştir. Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü,her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde, bu yola başvurulması kabul edilemez. Belirsiz alacak davası veya tespit davası açılması hâlinde, alacaklı, tüm miktarı belirtmese dahi, davanın başında hukukî ilişkiyi somut olarak belirtmek ve tespit edebildiği ölçüde de asgarî miktarı göstermek durumundadır.
Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin 22/1. maddesine göre de; Tüketici hakem heyeti, uyuşmazlık ile ilgili karar verirken tarafların talebiyle bağlıdır.Ancak başvurunun yapıldığı tarihte uyuşmazlık miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda,başvuru sahibinin hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmesi ve inceleme sürecinde uyuşmazlık miktarının bilgi veya belgelerle tam olarak tespit edilmesi halinde talep edilen miktardan daha fazlasına veya daha azına tüketici hakem heyetince karar verilebilir.Verilen kararın her hâlükârda 6’ncı maddede belirtilen ve tüketici hakem heyetinin görev alanını belirten parasal sınırlar dâhilinde olması gerekir. Tüketici hakem heyetince yapılan inceleme neticesinde,alacak miktarının tüketici mahkemesinin görev alanına girmesi halinde tüketici hakem heyetinin artık bu uyuşmazlığa bakması mümkün olmayıp,tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı satın aldığı araçtaki değer kaybının tespit edilerek, şimdilik 2.000,00 TL'nin tahsilini istemiştir. Ayıplı araç satışından kaynaklanan değer kaybının davanın açıldığı tarihte belirlenmesi mümkün olmayıp, bunun tespiti ancak tüketici mahkemesinde yapılacak yargılama sırasında yapılacak bilirkişi incelemesi ile mümkündür.Diğer taraftan, davanın açıldığı tarihte davacının elindeki belgelerden davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa,böyle bir dava belirsiz alacak davası açılamaz.Davanın açıldığı tarihte davacının elindeki belgelerden davanın miktarının bilindiği ve bilinen miktar itibariyle uyuşmazlığın çözümü de tüketici hakem heyetinin görev alanına giriyorsa,söz konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak tüketici hakem heyetine başvurmadan, tüketici mahkemesinde dava açılamaz.Hal böyle olunca; ayıplı araç satışı nedeniyle, araçtaki değer kaybının davanın açıldığı tarihte davacı tarafından tespiti mümkün olmadığından ve bunun tespiti ancak mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile mümkün olacağından dava dilekçesinde bu alacağın 2.000,00 TL'lik kısmının talep edildiği gerekçesiyle tüketici hakem heyetinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilemez.Mahkemece,işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.