MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, kendisinden dosya masrafı ve yeniden yapılandırma ücreti vs adı altında kesintiler yapıldığını, yapılan kesintilerin faizi ile birlikte tahsili için davalı hakkında icra takibinde bulunduğunu, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kesintilerin yasal mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile borca yapılan 3.451.14 TL yönünden itirazın iptaline, dava konusu alacak hesaplamayı gerektirdiğinden inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1–Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yeni bir yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın hüküm fıkrasının birinci bendinde yazılan ( dava konusu alacak hesaplamayı gerektirdiğinden inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına ) ilişkin cümlenin karardan çıkartılarak yerine ( hükmedilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 176,74 TL. kalan harcın temyiz edenden davalıdan alınmasına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.