MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, faizlerin düşmesi üzerine kredinin yeniden yapılandırıldığını, davalı banka tarafından dosya masrafı ve yapılandırma adı altında kesinti yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 3.092,00 TL'nin, kesinti tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla bu talebini 4.037,54 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 4.037,54 TL alacağın, 6.6.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki dava ile, haksız olarak kendisinden alınan masrafların tahsili istemine ilişkin olup, davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle 3.092,00 TL’nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş, ıslah ile bu talep miktarını 945,54 TL artırarak 4.037,54 TL’ye çıkarmıştır. Mahkemece davanın kabul edilerek hükmedilen alacağa, davalı bankanın davacıya olumsuz yanıt verdiği 6.6.2014 tarihinden itibaren faiz uygulanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur Ne var ki somut olayda, davacının davalı bankaya yaptığı 28.5.2014 tarihli başvuru, hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu gösterilmediğinden usulüne uygun bir ihtar olmadığından, davalı bankanın 6.6.2014 tarihli olumsuz yanıtı ile de temerrüt koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. O halde, davacının davalıyı dava ve ıslah tarihlerinden önce temerrüde düşürdüğü ispat edilemediğine göre, mahkemece hükmedilen alacak miktarının, dava dilekçesi ile talep edilen miktarına dava tarihinden, ıslahla talep edilen miktarına ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, tüm alacak miktarına 6.6.2014 tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki; yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan (1). bent gereğince davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2). bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının “Hüküm” başlıklı bölümünün 1.bendinde geçen “…4.037,54-TL alacağın bankaya müracaat tarihi olan 06/06/2014 tarihinden itibaren…” söz ve rakamlarının karardan çıkarılarak, yerine aynen “… 4.037,54-TL alacağın, 3.097,00 TL’lik kısmına dava tarihi olan 30.12.2014 tarihinden, 945,54 TL’lik kısmına ise ıslah tarihi olan 17.4.2015 tarihinden itibaren…” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 69,00 TL. harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 29/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.