MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı emlak komisyoncusu olduğunu, davalıya ait olan taşınmazın satılması için tellallık sözleşmesi düzenlediklerini, sözleşmenin 90 günlük süre ile geçerli olacağını kararlaştırdıklarını, davalının 90 günlük süre içerisinde taşınmazı habersiz olarak dava dışı 3. kişiye sattığını, bu nedenle sözleşmenin 3. ve 4. maddeleri gereği tellallık ücretine hak kazandığını ancak davalının, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelini ödemediğini ve söz konusu alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Her ne kadar mahkemece, davacının edimlerini yerine getirdiği ve sözleşmenin geçerli olduğu dönemde davacı emlakçının devre dışı bırakılarak taşınmazın satılması nedeniyle % 6 cezai şart bedelinin tahsiline karar verilmiş ise de; taraflar arasında Türk Borçlar Kanunu'nun 520. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış olan 04.07.2012 tarihli Gayrimenkul Aracılık sözleşmesi gereğince, davalı tarafından taşınmazın satış bedelinin % 3’ü+KDV oranında tellaliye ücretinin ödenmesinin taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Davalının, davacı komisyoncuyu devre dışı bırakarak taşınmazı satmış olması nedeniyle sözleşmede öngörülen satış bedelinin % 3'ü + KDV oranında tellallık ücretinin davalı alıcı tarafından ödemesi gereken tellallık ücreti olup davalının satıcı sıfatıyla sözleşme gereğince üstlendiği ücreti ödemekle yükümlü olduğunda duraksama olmamalıdır. Bu davada, davacının talebi % 6 + KDV cezai şartın istemi olup, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın geçerli olduğunun kabulü gereklidir ve mahkemenin de kabulü bu yöndedir. Ancak davalı tacir olmadığından, TBK'nun 182/son (eski BK 161/son) maddesine göre hakim fahiş gördüğü cezai şartları tenkis ile mükelleftir. Bu hükmü hakimin resen gözetmesi gerekir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Dava konusu olayda, tüm bu olgular dikkate alındığında, cezai şartın fahiş olduğunun kabulü gerekir. O halde, davacı komisyoncuyu devre dışı bırakarak taşınmazın satılması nedeniyle sözleşmede öngörülen ve dava konusu yapılan satış bedelinin % 6 + KDV oranındaki cezai şarttan BK'nun 161/son maddesi gereğince indirim yapılarak davalının sorumlu tutulması gerekirken, mahkemece aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 524,00 TL harcın istek halinde iadesine, 27/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy