MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile yapılan 9.11.2011 tarihli sözleşme ile optimus gold isimli projeden .... blok .... nolu daireyi satın aldığını, sözleşmenin 8.maddesine göre taşınmazın teslim süresinin 5.4.2014 tarihi olarak belirlendiği halde, süresinde teslim edilmediğini, proje tamamlanmadığı halde ihtirazi kayıtla 26.1.2015 tarihinde teslim aldığını, iskan ruhsatının 16.4.2015 tarihinde alınması nedeni ile bu tarihe kadar oturamadığı gibi kiraya da veremediğini, davalının buna rağmen sadece ekim,kasım, aralık 2014 aylarını içeren 3 aylık kira bedeli olarak 4.800 TL ödeme yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak geç teslimden dolayı oluşan zararın kira tazminatı olarak şimdilik 3.500 TL’nin iskan tarihinden avans faiz ile ödetilmesini istemiş, ıslah ile talebini artırmıştır.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın ıslah edilmiş olarak kabulü ile toplam 18.495,84 TL kira tazminatının 3.500 TL'sinin temerrüt tarihi olan 05/04/2014 tarihinden, 14.995,84 TL'sinin de ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıdan satın aldığı dairenin sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde teslim edilmemesi nedeniyle tazminat isteğinde bulunmuş; davalı, sözleşmenin 8.1. Maddesi gereğince projenin teknik özelliklerinin gerçekleştirilmesi için konutların teslim tarihlerinin revize edilerek teslimin eylül 2014 tarihinde yapılacağının yazılı olarak bildirildiğini, ancak teslimin aralık 2014 tarihine uzayınca 3 aylık gecikme bedeli 4.800 TL.nin davacıya ödendiğini savunmuştur. Mahkemece, sözleşmedeki 180 günlük gecikme süresine ilişkin hükmün haksız şart olarak kabul edileceği ve davalınnı bu süre ile ilgili haklı nedenlerin somut olarak ortaya konulmadığı gerekçesi ile, sözleşmede teslim için belirtilen 5.4.2014 tarihinden yapı kullanım izninin alındığı 16.4.2015 tarihine kadar kira kaybı hesaplanarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
Taraflar arasında 9.11.2011 tarihli konut satışına ilişkin optimus gold projesi kapsamında Gayrimenkul Satış Sözleşmesi imzalandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşmenin 8.1 maddesinde “...Teslim tarihi en geç 5.4.2014'tür. Satıcı bu tarihten önce de teslimde bulunma hakkına sahiptir.” hükmünün yanı sıra 8.5 maddesinde “Satıcı; mücbir sebep, beklenilmeyen hal, inşaatın başlangıcında mevcut olmayan ve inşaatın seyrine etki eden satıcının denetleyemeyeceği veya engelleyemeyeceği haller, Satıcı'nın elinde olmayan ve resmi idarelerden, adli kurum ve mahkemelerden kaynaklı nedenler, ağır iklim şartları ve benzeri nedenlerin ortaya çıkması durumunda ve tüm bu nedenlerle ilgili olarak inşaat için gerekli malzeme, personel ve enerjinin sağlanamaması halinde bu nedenlerin ortadan kalktığı tarihe kadar teslimle mükellef değildir. Bu halde işbu sözleşmede belirlenen teslim tarihine söz konusu engelin devam ettiği süre kadar süre eklenir. -Ayrıca yukarıdaki fıkrada anılan sebeplerin haricinde, projenin icrasındaki iklimsel, teknik ve hukuki gerekçelerle satıcı teslim tarihini her halde ve kendiliğinden yüz seksen gün süreyle erteleyebilir. Bu durum teslim tarihinden otuz gün önce alıcıya yazılı olarak bildirilir. Sözkonusu yüz seksen günde de bağımsız bölümün alıcıya teslim edilmemesi halinde, devam eden aylarda cezai şart olarak aylık rayiç kira bedeli alıcıya ödenir.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; davalı, sözleşmeye konu dairenin teslim süresini, belirlenen teslim tarihinden 30 gün öncesinde davacıya yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla, sözleşmede belirtilen tarihten 180 gün uzatma hakkına sahiptir. Dosya içinde bulunan 4.11.2013 tarih ve SYA/BÇ/1605 sayılı yazı ile satışa konu dairenin, inşaat sahasındaki yapılaşmanın kaldırılması işlemlerinin etkisiyle meydana gelen gecikme nedeniyle dairenin 2014 Eylül ayı içerisinde teslim edileceğine dair yazılı bildirimin bulunduğu yine 1.9.2014 tarihli yazı ile de teslim tarihinin aralık 2014 tarihi olabileceği bu nedenle ekim, kasım ayları kira bedelinin teslimde ödeneceğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Yine dava konusu dairenin davacıya 26.1.2015 tarihli tutanakla fiilen teslim edildiği ve davalı tarafça 2014 yılı ekim, kasım ve aralık ayları kira bedeli olarak 4.800 TL.nin davacıya ödendiği dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, alacaklı, temerrüde düşen borçludan TBK 125. (eski BK 106. vd.) maddeleri çerçevesinde aynen ifa ve gecikmeden dolayı uğradığı zararının veya aynen ifayı reddederek müspet zararının yahut sözleşmeyi feshederek menfi zararının tazminini seçimlik olarak isteyebilir. Somut uyuşmazlıkta davacı, sözleşmeyi ayakta tutarak geç teslim nedeni ile uğradığı zararın tazminini istemektedir. Bu durumda, gerek sözleşme gerekse TBK.125. (eski BK 106 vd.) maddelerine göre davacının zararını talep etme hakkı bulunmaktadır.
Haksız şart müessesesi 6502 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanunun 5.maddesinde düzenlenmiş olup anılan kanun maddesinde Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır.Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir, denilmiştir.
Hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiştir. Taraflar kanuna, ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. (TBK-26-27 md.) Somut olayda da davacı davaya konu sözleşmeyi serbest iradesi ile imzalamıştır. Hal böyle olunca taraflar arasındaki sözleşme ve anılan madde hükmü geçerli ve bağlayıcı olup haksız şart niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca mahkemece anılan madde hükmünün davacıyı bağlayacağı kabul edilerek sözleşme hükümleri değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 323,00 TL harcın istek halinde iadesine, 20/10/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasında imzalanan 09.11.2011 tarihli sözleşmenin 8.5 maddesindeki ek 180 günlük teslim süresinin 6502 sayılı Tüketicinin korunması hakkındaki kanunun 5. maddesinde düzenlenen haksız şart niteliğinde olması, bu hükmün müzakere edildiğinin davalı tarafça ispatlanması gerekirken dosya kapsamından bu hususun müzakere edildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı göz önüne alındığında mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup onanması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy