MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 3.999,00.-TL ödeyerek bir televizyon aldığını, televizyonun mağazada seçimi sırasında salonlarına küçük gelebileceği çekincesinin ifade edilmesi karşısında davalı firma satış temsilcisince değişimin kolaylıkla yapılacağının kendilerine bildirildiğini, ancak servis elemanlarınca teslim edilen ürünün korktukları gibi salonlarına küçük gelmesi karşısında değişim taleplerini davalı yana iletmeleri üzerine ürünün paketinin açılmış olması karşısında değişim yapılamayacağı yanıtını aldıklarını ileri sürerek ürünün değişim veya iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile, davacının 14/10/2014 tarihli fatura ile davalıdan satın almış olduğu ... LED TV nin 2.200,00 TL farkı ödenmek suretiyle yine davalıda bulunan ... LED TV+ 2 gözlük televizyon ile değiştirilmesine, karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü gerekçesi olarak; 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı T.K.H.K.nun 4.md.sinde “ayıplı mal ambalajında, etiketinde tanıtma ve kullanma kılavuzunda yada reklam ve ilanlarında yer alan satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliğini etkileyen niceliğine aykırı olan yada tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikleri içeren mallar ayıplı mal” olarak tarif edilmiş olduğu belirtilmek suretiyle dava konusu ürünün ayıplı bir ürün olduğu ifade edilmiş ve davacı tarafça alınmış olan televizyonun hiç kullanılmaması, davacının yeni bir televizyon bedelinin farkını ödemeyi kabul etmesi hususları gösterilmiştir. Oysa, somut olayda davacı tarafından dava konusu olan ürünün ayıplı olduğuna ilişkin bir iddia ileri sürülmediği gibi, böyle bir iddianın ileri sürülmüş olması halinde dahi dava açılış tarihi itibariyle yürürlüğü kalmayan 4077 sayılı yasanın olaya uygulanmış olması hatalıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı yasa 18. maddesi ile, “Tüketici, yedi gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin taksitle satış sözleşmesinden cayma hakkına sahiptir.” diyerek alınan ürün ayıpsız da olsa tüketiciye cayma hakkını tanımış ancak bu hakkın kullanımını “taksitle satış sözleşmeleri” ile sınırlanmıştır. Bu durumda mahkemece davacı tüketici ile davalı satıcı arasındaki satım sözleşmesinin taksitle satış şeklinde gerçekleşmiş bulunup bulunmadığını belirleyerek sonucuna uygun bir şekilde ve yukarıda yazılı yasa hükmü çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde davalı'ya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.