MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1989 yılında ...’dan zorunlu göçe tabi tutularak ...ye geldiğini, ... bakanlığınca hazırlanan göçmen evleri projesi kapsamında borçlandırılarak konut satın aldığını, bu bağlamda 12.40.TL peşinat ödediğini, bu ödemenin konut maliyetinden düşülmesi gerekirken düşülmediğini ileri sürerek, bu ödemenin güncelleştirilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000.00.TL’ nın yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile talebini 20.728,48 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ..., 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, kaldı ki davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunmuş, esas yönden de haksız açılan davanın reddini dilemiştir.
Davalı ..., kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu ve davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemenin, bilirkişi raporu hükme esas alınarak 20.728.48, TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline dair 06.07.2010 tarih ve 2009/727 Esas 2010/347 Karar sayılı kararının davalılar tarafından temyizi üzerine Dairemizce davalılar yararına bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemenin 06.07.2010 tarih ve 2009/727 Esas 2010/347 Karar sayılı kararının davalılar tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.10.2011 tarih ve 2011/7675 Esas 2011/15508 Karar sayılı ilamı ile “...’da yaptırılan göçmen konutlarından bir dairenin, davacının başvurusu üzerine kendisine tahsis edilip, taahhütname alınarak, ..Bankası ile davacı arasında kredi sözleşmesi düzenlenmiş, bilahare tapusu da devredilmiştir. Davacı, dairenin kendisine tahsis edilmesinden ve kredi sözleşmesi imzalanmasından önce yaptığı 12.40.TL ödemenin, kredi borcundan mahsup edilmediği iddiası ile bu davayı açmıştır. Mahkemece, davacı tarafından yapılan ödemelerin, dava tarihi itibariyle ulaştığı değer bilirkişi raporu ile belirlenmiş ve bu bedele hükmedilmiştir. Ne var ki davalı, davacı tarafından yapılan ödemelerin, taksitlerden mahsup edildiğini ve bunun araştırılmasını yargılama sırasında bildirmiştir. Davacının taksit ödemelerinden mahsup işlemi yapılıp yapılmadığı hususu araştırılıp belgeleri getirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi...” yönünde davalılar yararına hükmün bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bu husus davalılar yararına, bozma ilamı dışında kalan hususlarda davacı yararına usulü kazanılmış hak niteliğindedir. Bozma ilamına uyulduktan sonra mahkemece, belgelerin celbinden sonra bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş ancak bilirkişiden rapor alınmasından sonra vazgeçilerek emsal dosyalar dikkate alınarak davacının aldığı konut için yatırdığı avansın mahsup işlemine tabi tutulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkemece uyulmasına karar verilen ve usuli kazanılmış hak durumu oluşan Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda taraflardan ve ilgili kurumlardan celbedilen yazı ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken bilirkişi incelemesi yapılmadan, mahsup işleminin yapılıp yapılmadığı somut olarak kanıtlanmadan sadece celbedilen yazılar ve belgelerdeki soyut ifadeler ve emsal dosyalar üzerine varsayıma dayalı olarak ödenen peşinatın mahsup edildiğinin kabulü yürürlükteki mevzuata ve evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır. Bu durum Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2014 tarih ve 2013/4495 Başvuru sayılı ilamında da açıkça belirtilmiştir. O halde mahkemece, ödenen peşinatın mahsup edilip edilmediği yönünde, tüm belgeler üzerinde taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, ödenen peşinatın mahsup edildiği somut olarak kanıtlandığı takdirde davanın reddine şayet mahsup işlemi somut olarak kanıtlanamıyorsa davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yanlış gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy