MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, kredi nedeniyle kendisinden 1.650.00 TL dosya masrafı ile 597.60 TL di GHS giriş adı altında kesinti yapıldığını, yapılan bu haksız kesintinin faizi ile birlikte toplam 4.887.25 TL nin tahsili için davalı hakkında icra takibinde bulunduğunu, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek takibe vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, alınan masrafların yasa ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 1.650.00 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, Hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekir
2–Hüküm altına alınan alacak yönünden karar tarihinde yürürlük bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince davacı lehine 750. TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde 192.00 vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir.
Ne var ki yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi, yeni bir yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın hüküm fıkrasının beşince bendinde yazılan ( 192.00 ) rakamların karardan çıkartılarak yerine ( 750.00 rakamların yazılmasına, üçüncü bentde açıklanan nedenlerle hükmün ikinci bendinde yazılı ( İcra inkar tazminatına ilişkin talebin reddine ) sözcüklerin karardan çıkartılarak yerine ( Hükmedilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 22/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy