MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki haksız fesih nedeniyle teminatın iadesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... vekili avukat ... geldi, karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalı ... ile, ... Büyükşehir Belediyesi müşavir alan sınırları içerisinde kemirgen ve vektör kontrol mücadelesi ile mezarlık bilgilerinin kayıt altına alınması, bitkisel bakım, onarım, temizlik hizmet alımı işine dair 02.04.2012 tarihli sözleşme imzalandığını, davalı tarafından 17.12.2012 tarihinde sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, sözleşme kapsamında verilen toplam 93.000,00TL bedelli 2 adet teminat mektubunun 17.01.2013 tarihinde paraya çevrildiğini ileri sürerek, teminatın nakte çevrildiği tarihten itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davaların birleştirilmesi ve ayrılmasına ilişkin hükümler, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 45. ve devamı (HMK 166. ve devamı) maddelerinde düzenlenmiş olup, amacı usul ekonomisine hizmet etmek ve aynı konuda çelişkili kararlar verilmesini önlemektir. Anılan Yasanın 45/1. (HMK 166/1) maddesine göre; "Aynı mahkemede görülmekte olan davalar arasında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir." Birleştirmenin koşulu olan “bağlantı” da, aynı yasanın 45/3. (HMK 166/4) maddesinde, "Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelik bulunması" olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan 2013/38 Esas sayılı dava dosyasında, davacı şirket, 02.04.2012 tarihli sözleşmenin davalı idarece feshi nedeniyle irat kaydedilen 93.000,00TL bedelli teminata ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi, haksız fesih nedeniyle uğranılan 22.000,00TL zarar ve 50.000,00TL kar kaybının davalıdan tahsili istemiyle dava açmıştır. Her iki dosyanın da taraflarının ve dava konularının irtibatlı olduğu anlaşılmıştır. Başka bir anlatımla ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan 2013/38 Esas sayılı dava ile bu dava arasında fiili ve hukuki irtibat olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği, her iki davanın aynı sözleşmeye dayandığı, aralarında bağlantı mevcut olduğundan gerek yargılamanın daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve gerekse çelişkili kararlar verilmesini önlemek açısından, davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur. O halde sözü edilen davaların birleştirilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Boza nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy