MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı ..., davalı müteahhit şirketten bir bağımsız bölüm satın aldığını, davalının edimini ifa edemez hale gelmesi nedeniyle karşılıklı olarak sözleşmeyi feshettiklerini, ancak satış bedeli karşılığı davalıya verilen 2 adet bononun kendisine iade edilmediğini beyanla bu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davanın davacısı Özkan, davalı ile imzaladıkları satış sözleşmesinin feshi nedeniyle verilen senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalıya çıkartılan tebligatın iade olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacının açmış olduğu davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, verilen karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı Özkan Girit asıl davanın davacısı ... gibi satış sözleşmesi karşılığı verilen senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, 04.01.2011 tarihinde açtığı menfi tespit davası Bakırköy Tüketici Mahkemesinin 20.12.2011 tarihli kararı ile mahkemenin 2009/1101 esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş ve asıl dosya arasına alınmıştır. Mahkemece, 2009/1101 sayılı asıl ve 2011/8 esas sayılı birleşen davalar için ayrım yapılmadan hüküm kurulmuştur. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.' nun 388/son maddesi gereğince hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanunun 389 maddesinde de, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Öte yandan davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, birleştirilen dava dosyasının tarafları, iddia, savunma özeti, delilleri kararda belirtilip, değerlendirilip, asıl ve birleşen her bir dava için kararda ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Somut olayda asıl ve birleştirilen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmamıştır. Bu hali ile verilen karar HUMK.' nun 388.maddesine uygun değildir. Mahkemece asıl ve birleşen davalar bakımından az yukarıda açıklandığı şekilde ayrı ayrı HUMK.’ nun 388. maddesine uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacıların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 19/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy